
Osman Gürçay Özel Haber
Eskiden iki tip akaryakıt müşterisi vardı.
Biri her seferinde 50 TL’lik akaryakıt alanlar, diğeri depoyu ful dolduranlar...
50 TL’lik yakıt alanlara izzet-ikram ve promosyon yoktu zaten de artık onlardan kalmadı.
Depoya ful çekenler birinci sınıf müşteri muamelesi yapılırdı.
Önce toz bezi ya da çakmak verilir, ardından camlar silinir, en son olarak da çay kahve ikramı ile müşteri uğurlanırdı.
Otomatik araç yıkaması olanlar, araçlara yıkama fişi verir ve araçları bedavadan yıkanırdı.
Akaryakıt fiyatlarının litresi 10 TL dahi olmadığından kuruş olarak zam geldiğinde bile kâr marjları zamma rağmen nominal olarak fazla artmazdı.
Hatırı sayılı bir zam geldiğinde depodaki akaryakıt beyanname ile vergi dairesine bildirilir aradaki fark vergi olarak maliyeye yatardı.
O zamanların otomobil fiyatına bugün bir depo akaryakıt alınıyor ama o verilen hizmet ve uygulamalardan bugün eser yok.
Kimse toz bezi falan vermiyor…
Araç yıkama fişi yok akaryakıt aldıktan sonra aracını yıkatmak istersen en ucuzu 150 TL den başlıyor.
Çay Kahve içmek istersen esnaf lokantasında çorba fiyatı ödüyorsun.
Mini Market fiyat etiketleri zaten hormonlu…
Otomobil depo dolumu 3 bin ile 5 bin arası ama yüzünüze bile bakmıyorlar.
Geçen gün kâr marjlarının düşüklüğünden şikayet etmişler ve toplantıda kâr oranlarının artmasını istemişler.
Güncel rakamlara göre bir örnek verirsek; motorin istasyonların büyük çoğunluğunda 58 LT/TL olmasına rağmen bazı istasyonlarda 55 LT/TL oluyor.
Aradaki fark yaklaşık yüzde 5’e tekabül ettiğine göre ucuz satanlar su mu katıyor, ya da pahalı satanlar akaryakıtı altın suyuna mı batırıyor.
Bir de dalga geçer gibi bir fiyat indirip geri, üç fiyat bindirip ileri yapıyorlar.
Hani her şeyi satıp özelleştirmeye yeni ekonomik dünya düzeni diyorlar ama ipin ucunda “ciddi” denetleme yoksa bu kafaların litre ayarlarından bile şüphelenmek abesle iştigal olmaz.
Değneksiz köyde gezer gibi istediklerini yapan akaryakıt istasyonlarının beyannamelerine ince bir ayar gerekiyor