Bir "Midilli" Hikayesi....

LESVOS adasından (Midilli) sonuç olarak 2 gece 3 günde sizinle paylaştığım çok güzel bir deneyimle geri dönüyorum. Turu kendiniz seçin ama ilk gezinize mutlaka turla gidin. Ve “ Midilli’ye bir kez gelen yine gelir” diyenleri haklı çıkarmak için elimden geleni yapacağım.

Haber Giriş Tarihi: 17.06.2026 13:12
Haber Güncellenme Tarihi: 17.06.2026 13:12

Uzun zamandır yapmayı düşündüğüm bir Midilli gezi planım vardı ama yoğunluktan bir türlü eğrisi doğrusuna denk gelip gerçekleştirememiştim. İnstagram’da bir tur reklamına tıklayınca Midilli Turları karşımda sıra sıra dizilmeye başladı.

Ayvalık çıkışlı turlar, İzmir çıkışlı turlar, Dikili çıkışlı turları incelemeye başladığımda Bursa çıkışlı MOLİVOS TUR a rastladım.

Tur Bursa çıkışlı olunca b planı olarak düşündüğüm kendi aracımla seyahat planımı devreden çıkardım.

MOLİVAS TUR ’un gezi planını inceledim ve her yıl kültür ve sanat etkinleri nedeniyle Midilli’ye giden oğluma programı anlattım. Bana 2 gece 3 gün için mükemmel ve bütçe olarak da çok uygun söyledikten sonra gezinin ilk eğitimini verdi. “Baba Midilli diye bir ada yoktur. Gideceğiniz adanın adı LESVOS dur. Midilli o adanın gümrük girişi yapacağınız kentinin adıdır.” dedi.

MOLİVOS TUR’ un telefonunu aradım ve seyahat koşulları ve programını sordum. Gerekli yanıtları aldıktan sonra ilk kafileye yazıldım.

MOLİVAS TUR’u Eren Jale ve Meltem Bilmiş’in kurduğu Bursa merkezli, Ayvalık bağlantılı ve genellikle Ege turları düzenleyen bir şirket olarak tanımış oldum.

03:30 da Nilüfer’den kalkış yapacağımız noktaya gelince butik ve seçkin bir grupla birlikte olacağımıza inandım ve VIP bir araçla yola çıktık.

Sabah Ayvalık limanı gümrük alanına geldiğimizde farkı fark etmeye başladım. Gümrüğe kafadan girdiğimizde görevlilerin kafileye yaklaşımının sıcaklığı ilk ve en hızlı feribotla yola çıkmamız tesadüf olamazdı.

Benim Midilli sandığım LESVOS adasında yanaştıktan sonra Türk pasaportunun kaderi olan sıra bekleme ve yeni konulan parmak izi uygulaması nedeniyle gönlümüz yoruldu ama AB pasaportlu eşim adeta beni ezerek anında yan kapıdan sıra beklemeden ada vatandaşı olarak geçiverdi.

Yine de limana ilk yanaşan grup olarak fazla beklemedik.

Aracımız ve Kaptan Yorgo bizi bekliyordu.

Kısa bir yolculuktan sonra çarşı turu için Midilli merkeze geldik. Orada bizi rehber Ozan karşıladı.

Ozan, çarşı turunda ortamın ruhunu ve tarihini, kiliseleri ve camiyi bizlere anlatırken konuları beynimize adeta nakış gibi işliyordu.

Her soruya bıkmadan cevap vermesi, arada küçük sorularla bizi ve konuya ilgimizi test etmesine hayran oldum.

O anda iyi ki kendi aracımızla gelmedik dedim ve onay aldım.

Midilli çarşını yine gezecektik ama bir iki magnet alıp çıkarken çarşı kültürünü, çarşı başını ve Türk çarşısını öğrenmeyecektik.

Ozan bizi üç gün birlikte olacağımız rehberimiz Sevgili Duygu’ya emanet ederken LESVOS un sadece kum, deniz, Uzo, Balık ve bir partileme adası değil, kültür ve tarih adası olduğunun ip uçlarını bulmuştum.

Otelimize doğru yola çıktık.

Molivas’da beş yıldızlı Sun Rise Hotel araziye kümelenmiş gruplar halinde her odası deniz gören güzel bir tesiste konakladık.

Unutmadan söylemem gerek otele giderken önce iki AVM ye uğradık ama her er kişi gibi sadece kasada yaptığım ödeme aklımda kaldı.

Kısa bir molanın ardından MOLİVOS gecelerine akma zamanı geldi dediler.

Sahilde çok güzel bir tavernada yerimiz ayrılmıştı ve çok iyi çalan ve söyleyen iki sanatçıdan onlar mı bizlerden almış, biz mi onlardan aldık bilmiyorum ama tanıdık şarkılarla geceye başladık.

Yunan halkının hangi yaşta olursa olsun ailesine, kendine ve keyfine zaman ayırdığını Ana Kara’dan biliyordum. Burada da aynı şeye tanık oldum.

Benim de ata toprağı tarafımdan oyun krizim tuttu ve bir iki dönüp alkışlar eşliğinde yerime oturdum.

Gecenin sabahında UNESCO miras listesinde olan fosil ormanlarının bulunduğu Sigri ve muhteşem sahili ile Eressos a doğru yola çıktık.

Sigri’yi görmeden önce henüz görmediğim MS 79 yılında Vezüv yanardağının patlaması sonucu yok olan Pompei efsanesinin doğru ama insan fosil kalıntılarının biraz da replika kokan görüntüler olduğunu sanıyordum.

Sigri’ye giderken yol boyunda gördüğüm taşlaşmış ağaç ormanları ve muhteşem müzedeki gözlemlerim Pompei’de kim bilir daha neler çıkacak diye düşündürdü.

Bu değişimi bize bunları aktaran rehberimiz Duygu’ya borçluyum.

Skala bölgesindeki öğle yemeğinin ardından denize gireceğimiz serbest zamanımız vardı ama Deniz Tanrısı Poseidon ile Tanrıça Amphitrite tartışması sonucunda yengemiz ağlayınca gözyaşları yağmur oldu ve denize giremedik.

Son günü de dolu dolu geçirdik. Petra’ya gittik ve kalenin dibinden Ege’yi altımıza serdik.

Benim mazeret beyan ettiğim 114 basamakla çıkılan manastır gezildi.

Agiassos köyünü ziyaret ettik.

Kiliseyi gezdik. Çınarın altında kahvemizi yudumladık. O gün yapılan bisikletle off road programını izledim.

Akşam feribotu ile Ayvalık’a geri dönerken gemi seferlerinin kurucusu ve işletmecisi Eşref Jale ile sadece tanışmadık yolculuk boyu sohbet ettik devamının Bursa’da yapmak üzere sözleştik.

Eren ve Meltem hanıma, Ozan’a, Duygu’ya Yorgo’ya ve de birlikte sorunsuz birlikte dolaştığımız yol arkadaşlarıma teşekkür ediyorum…

Kim bilir belki bir yerde…

Sonuç olarak 2 gece 3 günde çok güzel bir deneyimle geri dönüyorum.

Turu kendiniz seçin ama ilk gezinize mutlaka turla gidin

Ve “ Midilli’ye bir kez gelen yine gelir” diyenleri haklı çıkarmak için elimden geleni yapacağım.