
Baharın müjdecisi ve doğanın yeniden uyanışının simgesi olarak kabul edilen Nevruz Bayramı, Bursa Uludağ Üniversitesi’nde (BUÜ) geniş katılımla ve büyük bir coşku içerisinde kutlandı. Yüzlerce öğrencinin yanı sıra akademik ve idari personelin de yoğun ilgi gösterdiği program, renkli görüntülere sahne oldu.
BUÜ Türk Devletleri ve Akraba Toplulukları Uygulama ve Araştırma Merkezi (TÜDAM) tarafından organize edilen etkinliğe, Türk Ocağı Bursa Şubesi ile Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği de destek verdi. Kutlamalar, kampüs içerisindeki Atatürk Anıtı önünde mehter takımının gerçekleştirdiği gösteriyle başladı. Açılışın ardından mehter marşları eşliğinde düzenlenen kortej yürüyüşü, katılımcıların yoğun ilgisiyle anfi tiyatro alanına kadar sürdü.
Anfi tiyatroda gerçekleştirilen program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti.
N
Programın açılış konuşmasını yapan TÜDAM Müdürü Prof. Dr. Ferhat Kurtulmuş, Nevruz’un Türk tarihinin derinliklerinden günümüze ulaşan kadim bir miras olduğunu vurgulayarak konuşmasına başladı. Nevruz’un yalnızca mevsimsel bir değişimi ifade etmediğini belirten Kurtulmuş, aynı zamanda tarihsel bir bilinç, kültürel süreklilik ve toplumsal dayanışmanın sembolü olduğunu ifade etti.
Nevruz’un “yeni gün” anlamına geldiğini hatırlatan Kurtulmuş, bu bayramın tarihine ilişkin farklı görüşler bulunduğunu, bazı kaynakların dört bin yıl öncesine, bazılarının ise çok daha eski dönemlere kadar uzanan bir geçmişten söz ettiğini dile getirdi. Nevruz’un Doğu Türkistan’dan Balkanlar’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada, farklı Türk toplulukları tarafından ortak bir ruhla kutlandığını belirtti.
Kurtulmuş, Nevruz’un Ergenekon destanı ile özdeşleşen yönüne dikkat çekerek, “Ergenekon’da eritilen demirin sıcaklığı, Türk milletinin zorluklar karşısında yeniden doğuşunun ve dirilişinin sembolüdür” dedi. Her yakılan Nevruz ateşinin, ortak bir geçmişi ve ortak bir geleceği paylaşan milyonlarca insanın birlik ve beraberliğini temsil ettiğini kaydetti.
Doğanın uyanışının insanlara da bir mesaj verdiğini belirten Kurtulmuş, bu sürecin yalnızca tabiatta değil, toplum hayatında da bir yenilenme ve toparlanma anlamı taşıdığını ifade etti. Konuşmasında çevre bilincine de değinen Kurtulmuş, gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmanın herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Konuşmasını, “Nevruz’un ülkemize, Türk dünyasına ve tüm insanlığa huzur, barış, bereket ve dayanışma getirmesini diliyorum” sözleriyle tamamladı.
“NEVRUZ, ORTAK KÜLTÜRÜMÜZÜ YAŞATAN BİR DEĞER”
Bursa Azerbaycan İnovasyon Derneği Başkanı Latife Nağdeliyeva ise konuşmasında Nevruz’un Türk dünyasında ortak bir kültürel değer olarak özel bir yere sahip olduğunu vurguladı. Nevruz’un sadece bir bayram değil, aynı zamanda tarih, kültür ve geleneklerin korunup yaşatıldığı bir miras olduğunu belirtti.
Azerbaycan’da Nevruz’un devlet düzeyinde büyük törenlerle kutlandığını ifade eden Nağdeliyeva, bu bayramın toplum hayatında birlik ve dayanışmayı güçlendiren önemli bir rol oynadığını dile getirdi. Nevruz’un bolluk, bereket ve barışın simgesi olduğunu belirten Nağdeliyeva, “Bizler Nevruz’u, küskünlerin barıştığı, insanların birbirine sarıldığı, dostluk ve kardeşliğin pekiştiği bir bayram olarak kutluyoruz” dedi.
Bölgesel gelişmelere de değinen Nağdeliyeva, içinde bulunulan zorlu süreçlerde Nevruz’un barış ve huzur mesajının daha da anlam kazandığını ifade ederek, tüm dünyaya barış temennisinde bulundu.
“NEVRUZ, YENİDEN DOĞUŞ VE UMUDUN ADIDIR”
Azerbaycan Kültür Derneği Bursa Şubesi Başkanı Handan Askeran Ton da Nevruz’un yalnızca baharın gelişi değil, aynı zamanda yeniden doğuş, umut ve diriliş anlamı taşıdığını ifade etti. Nevruz’un barış, kardeşlik, bolluk ve bereketin yanı sıra özgürlüğün de sembolü olduğunu belirten Ton, bu bayramın toplumsal birlik ve beraberliği güçlendirdiğini söyledi.
Ton, Nevruz ateşinin yakılmasının sembolik anlamına dikkat çekerek, bu ateşin toplumun ortak değerlerini, birlik ruhunu ve aydınlık geleceğe olan inancı temsil ettiğini vurguladı.
“NEVRUZ, TÜRK DÜNYASININ EN ESKİ BAYRAMLARINDAN BİRİ”
Türk Dünyası Yörük Türkmen Birliği Başkanı İrfan Tatlıoğlu ise konuşmasında Nevruz’un Türk dünyasının en eski ve en köklü bayramlarından biri olduğunu belirtti. Bursa’da Nevruz kutlamalarının geçmişte çeşitli zorluklarla karşılaştığını hatırlatan Tatlıoğlu, ilk kutlamaların yapılmak istendiği dönemlerde ciddi tepkilerle karşılaşıldığını ifade etti.
Nevruz kutlamaları sürecinde yaşanan sıkıntılara değinen Tatlıoğlu, buna rağmen bu kültürel değerin yaşatılması için büyük çaba sarf edildiğini söyledi. Günümüzde Nevruz’un geniş katılımla ve coşkuyla kutlanmasının önemli bir kazanım olduğunu belirten Tatlıoğlu, bu bayramın Türk kimliğinin önemli bir parçası olduğunu vurguladı.
Nevruz’un anlamı konusunda zaman zaman farklı yorumlar yapıldığını da ifade eden Tatlıoğlu, bu tür tartışmaların bayramın özünü gölgelememesi gerektiğini dile getirdi.
“NEVRUZ HALKIN ÜRETTİĞİ BİR BAYRAMDIR”
Türk Ocağı Bursa Şube Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kırlı ise “Yüz yıllar geçer, bin yıllar geçer, türkün geleneği yürür. Türkün adı yaşamaya devam eder. Her nevruzda bizim ateşimiz bir daha harlanır” diyerek başladığı konuşmasında Nevruz’un Türk milletinin yüzyıllar boyunca yaşattığı köklü bir gelenek olduğunu belirtti. Nevruz’un farklı toplumlar tarafından da kutlandığını ifade eden Kırlı, Türkler için bu bayramın Ergenekon destanının bir yansıması olduğunu vurguladı. Nevruz’un birleştirici yönüne dikkat çeken Kırlı, bu bayramın barış, kardeşlik ve insanlık değerleri etrafında değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Nevruz’un resmi kuralların ötesinde, halkın ürettiği ve yaşattığı bir bayram olduğunu ifade eden Kırlı, bu yönüyle özel bir anlam taşıdığını dile getirdi. Bizim dışımızda bazı milletlerin de Nevruz’u kutlaması söz konusu olduğunu , Farslar bunun başında geldiğini bildiren Prof. Dr. Kırlı, Bütün dünyada Türk veya Türk olmayan Nevruz’un gerçek anlamına; berekete, kardeşliğe, insanlığa, ilerlemeye ve dirilişe yönelik olarak kutlayan tüm halkları selamladı. Ancak, ayrılığa kavgaya, bozgunculuğa, dayalı mitlere göre kutlayan tüm toplulukları da lanetleyen Prof. Dr. Kırlı, ayrıştırıcı yaklaşımlardan uzak durulması gerektiğini vurguladı.
Nevruz’un, milletlerin ortak değerler etrafında buluşmasına katkı sağlayan bir gelenek olduğunu belirten Kırlı, “Nevruz Türk’ün bayramı ve tarihimiz çok eski. Dini bayramlarımız, İlahi bir sistemin parçası, Milli bayramlarımız devlet sistemimizin bir parçası ve her ikisinin de başımızın üstünde yeri var. Peki Nevruz Bayramı bunların hangisine dahildir?” diye sorarak, cevabını ise şöyle verdi: “Nevruz asıl olarak bunların hiç birine dahil değildir. Nevruz devlet dinlemez. Nevruz inanç ta dinlemez. Nevruz millet dinler. Nevruz bütün resmiyetlerin dışında halkın ürettiği bir bayramdır. Halk içindir. Kardeşliğe barışa ve dirilişe hitap eder dedi. Kırlı sözlerini, Milletin bayramında yakılan Nevruz ateşleri geleceğimizi aydınlatsın. Aydınlatsın ki, yolumuzdan sapmayıp milletin bayramında milletin yolunda yürümeye devam edelim diye tamamladı.
“NEVRUZ, ÖZGÜRLÜK VE DİRENİŞİN SEMBOLÜDÜR”
BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftci de konuşmasında Nevruz’un Türklerin Ergenekon’dan çıkışını simgeleyen önemli bir tarihsel olayla ilişkilendirildiğini belirtti. Yüzyıllardır Türk coğrafyasında kutlanan Nevruz’un, özgürlük, direniş ve yeniden doğuşun simgesi olduğunu ifade etti.
Farklı toplumlarda da benzer bahar kutlamalarının bulunduğunu hatırlatan Çiftci, Türk kültüründe Nevruz’un daha derin ve anlamlı bir yere sahip olduğunu söyledi. Nevruz’un sadece geçmişe ait bir miras değil, aynı zamanda geleceğe yön veren bir değer olduğunu dile getirdi.
Günümüz dünyasında yaşanan gelişmelere de değinen Çiftci, özellikle gençlere önemli mesajlar verdi. Teknolojinin hızla geliştiği bir çağda yaşandığını belirten Çiftci, yapay zekâ, robotik ve nanoteknoloji gibi alanlarda donanımlı bireyler yetişmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Modern dünyada mücadelelerin farklı boyutlara taşındığını ifade eden Çiftci, bu alanlarda güçlü olmanın gerekliliğine dikkat çekti.
RENKLİ GÖSTERİLER VE GELENEKSEL RİTÜELLER
Konuşmaların ardından program, kültürel etkinliklerle devam etti. Bursa Akıncılar Okçuluk Kulübü ile kılıç-kalkan ekiplerinin gösterileri izleyicilerden büyük beğeni topladı.
Uludağ Üniversitesi’nde eğitim gören Azerbaycanlı öğrenciler tarafından hazırlanan “Nevruz Honçası”, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftci’ye takdim edilirken, İranlı (Güney Azerbaycanlı) öğrenciler Nevruz sofrasında yer alan geleneksel unsurları tanıttı.
Kırgız öğrenciler tarafından hazırlanan “Sümelek” katılımcılara ikram edilirken, farklı ülkelerden öğrenciler kendi kültürlerine ait müzik ve folklor gösterileri sundu. Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gelen öğrencilerin sergilediği performanslar, etkinliğe ayrı bir renk kattı.
Program, protokol üyelerinin Ergenekon’dan çıkışı temsilen örs üzerinde demir dövmesi ve yakılan Nevruz ateşinin üzerinden atlamasıyla sona erdi.
Nevruz’un simgesel ritüellerinin gerçekleştirildiği etkinlik, katılımcılara hem kültürel hem de duygusal açıdan unutulmaz anlar yaşattı.