Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz Bursa’da Gençlerle Buluştu

Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, Bursa'nın fethinin 700. yıl dönümü etkinlikleri için Bursa'yı ziyaret etti. Öz, gençlerle ve yöneticilerle yaptığı toplantılarda teknoloji, milli devlet, Türk dünyası ve demografik sorunlar gibi konulara değindi. 'Bu çağın silahı teknolojidir' vurgusu yaptı.

Haber Giriş Tarihi: 06.04.2026 21:56
Haber Güncellenme Tarihi: 06.04.2026 21:56

Ali Eşref Uzundere ÖZEL HABERİ

Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliklere katılmak üzere Bursa’ya gelen Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, Bursa Türk Ocağı Şubesi’ni ziyaret etti. Ziyaret kapsamında gençler, şube yöneticileri ve üyelerle ayrı ayrı toplantılar gerçekleştiren Öz, hem tarihsel hem de güncel meseleler üzerine kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Türk Ocağı Konağı’nda yapılan programlarda yaptığı konuşmalarda, Türk Ocaklarının tarihi misyonundan Türkiye’nin güncel sorunlarına, küresel gelişmelerden gençliğin rolüne kadar geniş bir çerçevede görüşlerini paylaşan Genel Başkan Prof. Dr. Mehmet Öz, özellikle gençliğe yönelik mesajlarıyla dikkat çekti.

“Bu Çağın Silahı Teknolojidir” Ziyaretin ilk bölümünde üniversiteli gençlerle bir araya gelen Prof. Dr. Mehmet Öz, öğrencilerle birebir tanışarak eğitim durumları ve ilgi alanları hakkında bilgi aldı. Samimi bir ortamda gerçekleşen buluşmada gençlere hitaben yaptığı konuşmada, içinde bulunduğumuz çağın dönüşümüne dikkat çekti. Bursa’ya tarihçi kimliğiyle Bursa’nın fethinin 700. Yıldönümü etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen bilimsel toplantı için geldiğini belirten Öz, Bursa’nın Osmanlı tarihindeki yerini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Bursa, tarihimizde yalnızca bir şehir değil, aynı zamanda bir medeniyetin inşa edildiği merkezlerden biridir. Osmanlı’nın ilk büyük başkentlerinden biri olarak Türk tarihinin dönüm noktalarına tanıklık etmiştir.” İçinde bulunulan çağın hızla değiştiğini ifade eden Prof. Öz, teknolojik gelişmelerin insan hayatını köklü biçimde değiştirip, dönüştürdüğünü belirterek, gençlere; “Sanayi toplumundan bilgi çağına, oradan yapay zekâ çağına geldik. Artık sadece bilgiye sahip olmak yeterli değil; bilgiyi üreten, yöneten ve teknolojiye dönüştüren bireyler olmak zorundayız. Bu çağın silahı teknolojidir” diye uyarıda bulundu.

-Türk Ocaklarının Misyonu ve Tarihsel Rolü Türk Ocaklarının 114 yıllık köklü geçmişine değinen Prof. Dr. Öz, Türk Ocağı’nın kuruluş felsefesinin Türk milletine hizmet olduğunu, bu hizmetin özellikle bilim, kültür ve sanat alanlarında gerçekleştirildiğini söyledi. Osmanlı Devleti’nin dağılma sürecine atıfta bulunan Prof. Öz, Türkçülük fikrinin doğuşunu tarihsel bir zorunluluk olarak değerlendirdi. “Osmanlı İmparatorluğu çözülürken diğer milletler kendi kimlikleriyle devletlerini kurmaya yöneldi. Türkler de bu süreçte kendi kimliğini yeniden inşa etme ihtiyacı hissetti. Türkçülük bu arayışın bir sonucudur” diyen Prof. Öz, Türk Ocaklarının Balkan Savaşları’nın yarattığı travmatik ortamda kurulduğunu, bu yapının yalnızca bir fikir hareketi olmadığını, aynı zamanda bir “milli diriliş projesi” olduğunu ifade etti. Milli Mücadele döneminde Türk Ocaklıların aktif rol üstlendiğini belirten Öz, Cumhuriyet’in kuruluş sürecinde de bu kadroların önemli katkılar sunduğunu dile getirdi.

- “Milli Devlet ve Üniter Yapı Vazgeçilmezdir” Konuşmasının önemli bir bölümünü Türkiye’nin temel meselelerine ayıran Prof. Dr. Mehmet Öz, özellikle milli devlet ve üniter yapı konusuna kesin konuştu. “Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş temeli milli devlettir. Üniter yapı bu devletin sigortasıdır. Bu temel tartışmaya açılırsa, devletin bütünlüğü riske girer” dedi. Osmanlı’nın son döneminden çıkarılan derslerin, Cumhuriyet’in kuruluşunda belirleyici olduğunu ifade eden Öz, çok uluslu yapıdan milli devlete geçişin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Dünyanın çok boyutlu bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiğini ifade eden Öz, özellikle son yıllarda hızlanan teknolojik gelişmelerin küresel dengeleri alt-üst edip değiştirdiğini belirten Prof. Öz, “Artık savaşlar klasik anlamda cephelerde yapılmıyor. Teknolojiyle, uzaktan kumandalı, teknolojik sistemler üzerinden yürütülüyor. Bu da bize; Teknoloji üretmeyen toplumlar bağımlı hale gelir” dedi. Konuşmasında, “Yapay zekâ”, “Bilişim teknolojileri” ve Savunma sanayiinde yerli üretim ve yazılımın” hayati önem taşıdığını vurgulayan Öz, bu alanlarda geri kalmanın ciddi sonuçlar doğuracağını ifade etti.

Gençlik, Eğitim ve Demografik Sorunlar Gençliğin geleceğin taşıyıcısı olduğunu, Türk Ocaklarının yeni dönemde gençlere daha fazla odaklanacağını söyleyen Öz, Üniversitelerdeki faaliyetlerin artırılacağını ve gençlerin akademik gelişimlerine destek verileceğini ifade ede ederek, Lise dönemi gençlere yönelik Milli eğitim bakanlığı nezdinde bazı girişimlerinin olacağını belirtti. Gençlerin yalnızca milli şuurla donatılmasının yeterli olmayacağını, bunun çağın gereği olan güçlü bir mesleki donanımla desteklenmesi gerektiğini kaydetti. “Milli bilinç önemlidir ama tek başına yeterli değildir. Her bir gencimiz kendi alanında en iyisi olmak zorundadır” diyen Prof. Dr. Mehmet Öz, Türkiye’nin karşı karşıya olduğu demografik sorunlara da dikkat çekerek, Aile yapısındaki değişim, evlilik oranlarının düşmesi ve nüfus artış hızındaki gerilemenin ciddi bir tehdit oluşturduğunu bildirdi. Prof. Öz, “ Dünyada nüfusu artan az gelişmiş ülkeler, bir de nüfusu azalan gittikçe yaşlanan gelişmiş ülkeler var. Türkiye de o aşamaya geldi, nüfus artış hızının düşmesi ülkemizin çok ciddi bir meselesidir. Ben bunu daha önce de yazdım. Demografik problemimiz var. Yeni neslin olaya, olaylara bakışı, bizim neslin bakışı gibi değil. Ben bunu bir vaka olarak söylüyorum. Yeni nesil, evlilik kurumuna, aile kurumuna, çocuk sahibi olmaya başka türlü bakıyor. Bu da bir sorun orada duruyor. Geçen sene aile yılı ilan edildi. Türkiye’nin geleceği açısından hep beraber nitelikli nüfusa ihtiyacımız var. Peki, bunu nasıl halledeceğiz? Bu soru ortada duruyor” diye konuş

Göç, Ekonomi ve Küresel Dengeler Konuşmasında, küresel göç hareketleri sorununa da değinen Öz, bu meselenin yalnızca Türkiye’ye özgü olmadığını, dünya genelinde yaşanan yapısal bir sorun olduğunu anlatan Öz, “Az gelişmiş ülkelerdeki nüfus artışı, gelişmiş ülkelerde ise nüfusta azalma ve yaşlanmanın söz konusu olduğunu, bu durum büyük göç hareketlerini beraberinde getirdiğini bildirdi. Ekonomik kırılganlıkların da Türkiye açısından önemli bir sorun olduğunu ifade eden Öz, küresel krizlerin Türkiye ekonomisini doğrudan etkilediğini dile getirdi. Öz, ABD, Çin ve İsrail merkezli küresel güç mücadelesine de değinen Öz, bu rekabetin dünya siyasetini yeniden şekillendirdiğini söyledi.

Türk Dünyası ile “Ekonomik Entegrasyon Şart” Türk dünyasının ekonomik ve siyasi potansiyeline dikkat çeken Öz, bu coğrafyada daha güçlü bir iş birliği kurulması gerektiğini ifade etti. Türk dünyasının sahip olduğu doğal kaynaklar ve insan gücü büyük bir potansiyel barındırdığını, Ancak bu potansiyelin ortaya çıkması için ekonomik bütünleşmenin şart olduğun anlatan Prof. Öz, Türk devletleri arasındaki ticari ilişkilerin artırılması gerektiğini, ilişkilerin “eşit ortaklık” temelinde yürütülmesinin önemi vurguladı.

-Sivil Toplum ve Siyaset İlişkisi

Türk Ocaklarının bir siyasi parti olmadığını vurgulayan Öz, Türk Ocağı’nın ilke olarak parti siyasetinin dışında kaldığını, ancak ülke meselelerinde görüş bildirmeye devam ettiğini ifade ederek, “Biz Türk’ün ocağıyız. Parti değiliz, ordu değiliz, ama biz Türk milletinin ruhuyuz. Biz kişiyle değil fikirle mücadele ederiz. Türk Ocakları doğru üslupla, doğru zeminde tavrını gerektiği her ortam ve zeminde ortaya koyar” dedi. Sivil toplum kuruluşlarının toplumsal bilinç oluşturmadaki rolüne dikkat çeken Öz, Türk Ocaklarının bu görevi sürdürmeye devam edeceğini belirtti. Prof. Öz Şube yöneticileri ve üyelerle yapılan ikinci toplantıda, yaptığı konuşmada, Bursa’nın Osmanlı dönemindeki tarihsel rolü ve önemi üzerinde durdu. Bursa’nın 16. yüzyılda Anadolu’nun en büyük şehirlerinden biri olduğunu belirterek, dönemin nüfus verileri üzerinden şehrin büyüklüğünü anlattı. Aynı dönemde Kayseri gibi önemli şehirlerle yapılan karşılaştırmalarla Bursa’nın ekonomik ve sosyal gücünü ortaya koydu. Ayrıca İznik’in hem Türk tarihi hem de dünya tarihi açısından taşıdığı öneme değinen Öz, bu tür değerlerin daha fazla sahiplenilmesi gerektiğini ifade etti.

Tarih Dizilerine Eleştiri Soru-cevap bölümünde tarih dizilerine yönelik değerlendirmelerde bulunan Öz, bu yapımların kurgu içerdiğini ve her zaman gerçeği yansıtmadığını belirtti. “Tarih dizileri birer kurgudur. İçinde gerçekler de vardır, olmayan unsurlar da. İzleyenlerin mutlaka araştırarak doğru bilgiye ulaşması gerekir.” Bununla birlikte dizilerin tarih bilincini artırma açısından olumlu bir yönü olduğunu da ifade etti.

“Meşale Gençlere Devrediliyor” Türk ocakları sadece Türkiye Türklüğü ile ilgili bir kuruluş olmadığını, dünyanın neresinde Türk varsa onlarla ilgilenmeyi görev adaleden bir kuruluş olduğunu kaydeden Prof. Öz, “Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde Türk Ocakları, “Sadece Türkiye ile ilgilenir” diye bir madde konduğunu, ama sonraki demokratik dönemde böyle bir madde söz konusu olmadığını bildirdi. “Şu anda biz Türk dünyası ile ilgili her türlü faaliyetlerde bulunuyoruz” diyen Öz, Cumhuriyet kurulduğu dönemde adeta ‘Tek tabanca’ bu tabiri ben kullanıyorum. Devletin elindeki en güçlü sivil toplum kuruluşu ve cumhuriyetin yerleşmesi için her yerde ocak açılmış ve bu şekilde ocaklar açılarak faaliyet gösterdiğini bildirdi. Konuşmasının sonunda gençlere seslenen Prof. Dr. Mehmet Öz, Türk Ocaklarının gelecek ülküsünün gençler üzerinden şekillendiğini belirterek, Gençlere; “Meşale nesilden nesile devrediliyor. Sizler bu mirası taşıyacak ve ileriye götürecek nesilsiniz. Türklük milli şuuru ile donanmış, aynı zamanda alanında yetkin bireyler olarak yetişmenizin Türkiye’nin geleceği acısından hayati önem taşıyorsunuz. Sizlere başarı diliyorum.” Diyerek sözlerini tamamladı.

Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, gençler ve Bursa Türk Ocağı yöneticisi ve üyeleri ile anı fotoğrafı çektirirdi. Bu arada, Araştırmacı Gazeteci Ali Eşref Uzundere, Başkan Öz’e “YAŞAYAN HAFIZALARDA; IĞDIR VE ÇEVRESİNDE ERMENİLERİN TÜRK KIRIMI (1917-1920) adlı kitabını takdim etti.