SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

1939 YILI ÖMER SEYFETTİN VE BAZI YAZARLAR

Yazının Giriş Tarihi: 04.09.2026 08:08
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.09.2026 08:14

Bir çok okurum bilir ki ben özellikle 1920-30 lu yılların roman ve hikayelerini çok sever, özellikle okurum.

Hatta meşhur KADRO-ATSIZ dergilerinin tüm sayılarının olduğu koleksiyonum var.

Bu koleksiyonu taa, Almanyadan bulmuştum.

Bunlardan faydalanarak arada bir bazı şeyler yazmaktayım. Bunları tek tek yazmama lüzum görmüyorum.

Bugünlerde 1939 yılında çıkmış 1001 Roman dergisinin ilk 150 sayısını bir arkadaşımda bulmayayım mı?

Aman ne sevindim ne sevindim.

Ben 1945 doğumluyum, o yıllarda dünyada bile yoktum, o zamanda olup da okuyamadığım roman ve hikayeleri okumaya başladım.

Bir de ne görsem, Ömer Seyfettin, Ragıp Şevki Yeşim, Blas Çeri, Beyaz Atlı Sipahi Cem gibi kahramanlar karşıma çıkmaz mı?

Sevincimden sanki kanatlanıp uçtum.

Şimdi gelelim bu kahramanlarımızı tanıtmaya.

Ömer Seyfettin:

Meşhur Türk kısa öykü ve hikaye yazarı.

Zannediyorum onun hikayelerini okumayan Türk çocuğu yoktur.

Diyet, Teketek, vs gibi hikayeler.

Yazarımız 1884 yılında Balıkesir-Gönende doğmuştur.

Ömer Seyfettin, genç yaşta orduya girmiş, binbaşılığa kadar da yükselmiştir.

Bu arada hikaye yazarı olarak da tanınmaya başlamıştır.

Yıllar geçmiş genç Ömer, harbiyeden mezun olup subay olmuştur.

Balkanlarda çeteci ve komitacı takibinde bulunmuştur.

Genç kalemler isimli yazar gurubuna dahil olmuştur. Tam bu sırada Balkan savaşı başlayınca Genç kalemler gurubu da dağılmıştır. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağırılmıştır.

Üsteğmen rütbesiyle 14 Eylül 1912 günü Garp Ordusu 39. Alay 3. Tabura katılmıştır.

Türk tarihinin en acı savaşlarından biri olan Kumanovada Sırplara, Yanyada Yunanlılara karşı savaştı.

Kanlıtepe denen yerde Rumlara esir düştü. Atina yakınlarında Nafliyon denen yerde 10 ay tutsak kaldı. 17.Aralık.1913 günü serbest kalarak İstanbula döndü.

Tutsaklık süresince gerek okuyarak, gerekse yazarak; yazarlık yaşamı için önemli olacak deneyimler kazandı.

Hayatı savaşlar ve yıkımlar içinde geçmiştir.

İleri derecede şeker hastası olan Ömer Seyfettin 1920 yılında hastalığı ağırlaşınca Üsküdar'daki Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne kaldırıldı.

6 Mart 1920'de 35 yaşında hayatını kaybetti. Yapılan otopsi sonucunda hastalığının diyabet olduğu belirlendi.

Hastanede kimsenin ziyaret etmemesi ve cenazesine sahip çıkılmaması nedeniyle kimsesiz olduğu düşünülen Ömer Seyfettin'in naaşı, tıp fakültesi öğrencilerinin dersinde kadavra olarak kullanıldı.

Naaşının kadavra olarak kullanıldığı fotoğraf bir gazetedeki tıp haberinde yayımlanınca Ömer Seyfettin'i tanıyanlar hastaneye gittiler.

Yani diğer bir ifade ile kıyamet koptu.

Gençlik ayaklandı.

Naaşı önce Kadıköy Kuşdili Mahmutbaba Mezarlığı'na defnedildi.

Daha sonra buradan yol geçeceği veya bölgeye araba garajı yapılacağı gerekçesiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla mezarı, 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Mezarlığı'na nakledildi.

Ölümünden sonra en yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı.

Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basıldı.

Bu hikâyeler günümüzde de okunmaktadır.

Ömer Seyfettinin hikayeleri bir devrin attığı yerin hikayeleridir bana göre.

Yazılarımızın devamında 1001 roman dergisi, Yazar Ragıp Şevki Yeşim, Yayçe Kalesi, Blas Çeri, Akıncı Cem satırlarımızı ziyaret edecektir.

Devamı gelecek

Cevdet Akçakoca

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.