SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Piyon Deyip Geçme, Gün Gelir Şâh Olur.

Yazının Giriş Tarihi: 26.05.2026 19:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.05.2026 20:02

Konuşamayanlar hatip olur; çünkü memlekette en çok bağıran, en çok bilen sanılır.

Şifa veremeyenler tabip olur; çünkü yarayı iyileştirmek yerine pansumanı alkışlatmak daha kolaydır.

Yazamayanlar kâtip olur; çünkü hakikati yazmak cesaret ister, tutanak tutmak yetenek değil sadakat ister.

Ama yine öyle bir gün gelir ki…

Kâğıt ters döner.
Mühür ters döner.
Sandık ters döner.
Devran ters döner.

Bugün Türkiye’de yalnız sokak değil, piyasa da siyaset konuşuyor.

Eskiden kahvede “erken seçim olur mu?” diye sorulurdu.

Şimdi aynı soru dijital borsalarda, Polymarket ekranlarında soruluyor: “Türkiye 2026’da erken cumhurbaşkanlığı seçimi kararı alır mı?”

Piyasa buna şimdilik yaklaşık %16 ihtimal biçiyor.

Düşünün: Memleketin kaderi artık yalnız meydanlarda, televizyon ekranlarında, parti grup toplantılarında değil; dünyanın bir ucundaki yatırımcının, trader’ın, meraklının açtığı ekranda da tartılıyor.

Bir ülkenin demokrasisi, kendi vatandaşının sofrasında dert; yabancının ekranında oran; siyasetçinin dilinde taktik; halkın gönlünde sabır hâline gelmişse, orada çivilerden biri çoktan yerinden oynamıştır.

Fakat şunu karıştırmamak gerekir: Polymarket bir sandık değildir.

Halkın iradesini göstermez.

Bu bir seçim anketi de değildir.

Bu, parayla alınan pozisyonların oluşturduğu bir beklenti aynasıdır.

Ama bazen aynalar da hakikatin tamamını değilse bile yüzündeki çizgiyi gösterir.

O çizgi şudur: Türkiye’de erken seçim ihtimali artık yalnız muhalefet sloganı değil, uluslararası piyasa başlığıdır.

Ve bu başlığın arkasında yalnız siyaset yoktur.

Hayat pahalılığı vardır.

Geçim sıkıntısı vardır.

Emeklinin pazardan eli boş dönmesi vardır.

İşçinin maaş günü gelmeden borç gününün gelmesi vardır.

Gençlerin gelecek hayalini bavula koyması vardır.

TÜİK’in Nisan 2026 verisine göre yıllık tüketici enflasyonu %32,37 seviyesindedir.

Bu rakam bir tablo satırı değil; mutfakta küçülen tencerenin, ertelenen ayakkabının, alınamayan ilacın, “bu ay da idare edelim” diyen babanın rakama dönüşmüş hâlidir.

İşte şiirdeki “Çalan, bir gün adalet için yalvarır” sözü burada ete kemiğe bürünür.

Çünkü adalet yalnız mahkeme salonunda aranmaz.

Adalet pazarda aranır.

Bordroda aranır.

Servis bekleyen işçide aranır.

Kiraya zam geldiğinde ev sahibinin karşısında susan memurda aranır.

Çocuğuna harçlık verirken cebindeki son parayı sayan babada aranır.

Bir ülkede adalet eksilirse, ekmek de küçülür.

Bir ülkede liyakat eksilirse, umut da küçülür.

Bir ülkede hukuk tartışmalı hâle gelirse, piyasa da ürker, sokak da gerilir, vatandaş da içine kapanır.

Son günlerde Türkiye siyasetinde CHP, belediyeler, mahkeme kararları, görev tartışmaları ve muhalefet üzerindeki baskı iddiaları uluslararası basında da geniş yer buldu.

Reuters, 21 Mayıs 2026 tarihli haberinde CHP’ye ilişkin mahkeme kararının ardından Borsa İstanbul’da sert düşüş yaşandığını ve işlemlerin durdurulduğunu aktardı.

Demek ki artık mesele yalnız “kim haklı, kim haksız” meselesi değildir.

Mesele şudur: Bir ülkede hukuk tartışmalı hâle gelirse, yalnız siyaset değil, ekonomi de titrer.

Yabancı yatırımcı ekranına bakar, yerli yatırımcı dövizine bakar, esnaf siftahına bakar, vatandaş da mutfağına bakar.

Ve herkes aynı soruyu başka dille sorar:

“Bu devran nereye gidiyor?”

Şiirin en keskin yeri de burada başlar:

“Piyon deyip geçme, gün gelir şâh olur.”

Bu ülkede piyon sanılan çok insan vardır.
Asgari ücretli piyon sanılır.
Emekli piyon sanılır.
Genç piyon sanılır.
Kadın piyon sanılır.
Köylü piyon sanılır.
İşçi piyon sanılır.

Ama gün gelir, o piyon sandık başına yürür.

Bir kare ilerler.

Bir kare daha ilerler.

Sonra bir bakarsın, oyunun dengesi değişmiş.

Çünkü sandık, küçümsenenlerin konuşma biçimidir.

Şâha da fazla güvenmemek gerekir.

Çünkü satranç tahtasında en ağır taş şâh gibi görünür ama en çaresiz taş da odur.

Herkes onu korur; vezir, kale, fil, at önüne dizilir.

Ama oyun bittiğinde herkes kutuya aynı yerde konur.

Siyaset de böyledir.

Dün “vazgeçilmezim” diyenler, bugün “yanlış anlaşıldım” der.
Dün sadakat isteyenler, bugün vefa arar.
Dün gücü hukuk sananlar, gün gelir hukuka muhtaç olur.
Dün halkı piyon görenler, gün gelir halkın hamlesiyle mat olur.

Polymarket’teki o %16’lık erken seçim ihtimali belki düşük görünür.

Ama siyasette bazen yüzde 16, yalnız bir oran değildir; sistemin içinde biriken basıncın göstergesidir.

Tencerenin kapağı hâlâ kapalıdır ama buhar görünmüştür.

Asıl mesele erken seçim olur mu olmaz mı meselesi değildir.

Asıl mesele şudur:

Bu ülke normalleşecek mi?

Hukuk herkes için eşit işleyecek mi?

Geçim derdi azalacak mı?

Liyakat, sadakatin önüne geçecek mi?

Millet yalnız seçim zamanı değil, her gün hatırlanacak mı?

Çünkü devleti ayakta tutan beton değil, güvendir.

Milleti ayakta tutan nutuk değil, adalettir.

Demokrasiyi ayakta tutan tabela değil, sandığa duyulan inançtır.

Gün gelir, dünya ters döner.

Aldatan sadakat ister.
Çalan adalet ister.
Döven şefkat ister.
Susturan özgürlük ister.
Korkutan güven ister.

Ama halk unutmaz.

Halk bazen susar, çünkü yorulmuştur.

Bazen geri çekilir, çünkü geçim derdindedir.

Bazen izler, çünkü kimin ne yaptığını anlamak ister.

Ama unutmaz.

Ve gün gelir, o unutmadığı her şeyi bir pusulanın içine koyar.

İşte o zaman şiirin son mısrası memleketin manşeti olur:

Piyon deyip geçme, gün gelir şâh olur.

Şâha da fazla güvenme, gün gelir mat olur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.