SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Böcekleşen İnsanların Özgürleşmesi!

Yazının Giriş Tarihi: 27.06.2026 23:11
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.06.2026 23:19

Franz Kafka’nın 111 yıl önce kaleme aldığı “Dönüşüm” adlı eseri, bugün hâlâ insanlığa ayna tutmaya devam ediyor. Kafka’nın “Dönüşüm”ü, bireyin “altta kalanın canı çıksın” diyen acımasız bir düzen içinde nasıl yabancılaştığını, yalnızlaştığını ve değersizleştirildiğini anlatan çarpıcı bir metafor.

Bu eseri yeniden okuduğumda, ülkemizde son on yılda “ev genci” olarak tanımlanan ne eğitimde ne de istihdamda yer bulabilen, evinin bir odasına kapanmış milyonlarca genç geldi aklıma.

Bugün işsizliğin pençesinde kıvranan bu gençler, Dönüşüm roman kahramanı Gregor Samsa gibi “böcekleşmeye” itilmiş durumda.

Kafka’nın Dönüşüm romanı kahramanı Gregor Samsa, sıradan bir pazarlamacı olarak ailesini geçindiren bir emekçiydi. Ancak işini kaybettiğinde başta ailesi ve çevresinin gözünde değersizleşti psikolojisi bozuldu tıpkı bir böcek gibi istenmeyen kişi oldu.

“Bir işe yaramaz” hale düştüğünde ilk başlarda anlayışla ve şefkatle karşılansa da zamanla bıktırdı ve sıkıntı vermeye başladı; sonunda odasına hapsedildi.

Gregor’un böceğe dönüşmesi yani bir böcek gibi gereksiz görülmesi aslında sistemin bireyleri yalnızca üretim kapasiteleriyle değerlendirdiği insan olma gerçeğini görmez geldiği acımasız bir düzenin simgesidir.

Bugün, yapay zekâ ve otomasyon çağında bu benzetmenin ne kadar güncel olduğunu görüyoruz. İnsan emeği, insansız fabrikalarda çalışan robotların gölgesinde değersizleştiriliyor. Şirketler için bu, kâr marjlarının artışı anlamına gelirken, milyonlarca emekçi için işsizlik, yoksulluk ve toplumsal dışlanma değersizleşme ve tıpkı bir böcek gibi görülme anlamına geliyor.

xxx

Teknofeodalizm Nedir?

Teknofeodalizm, dijital platformların (Amazon, Google, Meta gibi) sahip olduğu ağlar üzerinden, kullanıcıların ve üreticilerin verilerini ve emeğini "kira" benzeri bir sistemle sömürdüğü, her alanda insanın yerini aldığı geleneksel kapitalizmin ileri aşamasında dünya sermayesinin belli kesimlerin eline geçtiği yeni bir sosyoekonomik ve politik düzen modeli olarak tanımlanabilir.

Gelişen bilişim ve otomasyon teknolojisi etkisiyle bilmeye ve bilgiye dayalı mesleklerin varlığını devam ettirmekte zorlandığı yapay zekaya sahip robotların fabrikalarda insanların yerini aldığı işsizliğin hızla arttığı ve sonuçta dünya sermayesinin çok daha dar kesimde katlanarak artmasıyla dünya ölçeğinde en geniş kitlelerin işsizlik geçimsizlikle boğuştuğu ve devletleri ele geçiren yeni yapının daha da fanatik yönetimleri başa getirdiği adına “Teknofeodalizm” denilen bu yeni aşama, insan emeğini daha da görünmez kılarak, bireyleri yalnızca “tüketici” ve “yük” olarak gören bir düzeni pekiştiriyor.
xxx

Yapay zekâ ve otomasyon, üretim süreçlerini daha da hızlandırırken, insan emeğini gereksiz hale getiriyor. Bu durum, emekçilerin ve liyakat sahibi insanların mesleklerini, toplumsal rollerini ve kimliklerini kaybetmelerine neden oluyor.

İşini kaybeden birey, “Dönüşüm” roman kahramanı Gregor gibi odasına kapanıyor, kendini değersiz ve dışlanmış hissediyor. Yeni dünya düzeni dedikleri bu tablonun insana reva gördüğü bir tür “böcekleşme”dir.

Ancak bu sürecin tek sorumlusu teknolojinin kendisi değil, teknolojiyi kimin ve ne amaçla kullandığıdır. Daha dar bir kesim için hizmet eden teknoloji, insanları özgürleştirecek bir araç olmaktan çıkıp, onları daha da köleleştiren bir silaha dönüşüyor

Oysa bu tablo bir kader değildir; başka bir dünya mümkündür!

Teknolojiyi, insanlığı özgürleştirmek ve toplumsal refahı artırmak için kullanabiliriz. Üretim araçlarının toplum çıkarlarına hizmet eder hale getirilmesi tabloyu kökten değiştirebilecektir.

İnsan emeği, yalnızca üretimle değil, yaratıcılıkla, dayanışmayla ve toplumsal faydayla tanımlandığında, gerçek anlamda bir özgürleşme mümkün olacaktır.

Teknolojinin böcekleştirici etkisine karşı durmanın yolu, bireysel değil, kolektif bilinçlenme gerektiriyor.

Mevcut sistemin dayattığı bireyci değerler yerine, dayanışmayı ve ortak yaşamı ön plana çıkaran bir anlayışı benimsemeliyiz. Teknolojiyi, sermayedarların kâr hırsına değil, toplumun ihtiyaçlarına hizmet eden bir araca dönüştürmeliyiz.

Son olarak, Kafka’nın “Dönüşüm”ünden çıkarılacak ders açıktır: Eğer insanı yalnızca üretim kapasitesiyle yani ne kadar üretebildiği “ne işe yaradığına” göre değer veren bir düzeni kabul edersek, hepimiz bir gün Gregor Samsa’nın odasında yalnız ve değersiz hissedeceğiz.

Ancak, insanı merkeze alan, emeği yücelten ve teknolojiyi insanlığın ortak yararına kullanan bir sistemle, böcekleşmek yerine özgürleşmek mümkündür.

Bu tablo ancak toplumsal bir dönüşümle gerçekleşebilir.
Unutmayalım, insanı insan yapan emeğidir, dayanışması, yaratıcılığı ve kolektif bilincidir. Bu değerleri koruyarak, teknolojiyi bir tehdit değil, bir fırsat olarak görebiliriz. Ancak bu, içinde bulunduğumuz sistemin farkına varabilmek ve değiştirerek ötesine geçebildiğimizde mümkün olacaktır

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.