SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bir İstifa ve İki Asil Adam

Yazının Giriş Tarihi: 21.08.2026 09:57
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.08.2026 10:04

BTSO seçimleri yaklaştıkça Bursa iş dünyasında saflar da yavaş yavaş belirginleşiyor.

Bir tarafta üç seçim kazanmış ve dördüncü kez üyelerin karşısına çıkmaya hazırlanan İbrahim Burkay…

Diğer tarafta Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı…

Ancak bugün size seçim hesaplarından, oy dengelerinden ya da kimin kimi desteklediğinden değil; bu yarışın içinde karşıma çıkan, bana göre çok daha kıymetli bir hikâyeden söz etmek istiyorum.

Hikâyenin üçüncü ismi Abidin Şakir Özen.

Şakir Özen, İbrahim Burkay’ın uzun yıllardır birlikte yol yürüdüğü isimlerden biri.

Bugün de BTSO Yönetim Kurulu’nda Burkay ile birlikte görev yapıyor.

Ama Şakir Özen’i bu hikâyenin kahramanlarından biri yapan şey BTSO’daki koltuğu değil.

Baba mesleği.

Özen, yıllardır sürdürdüğü lokantacılık mesleğini devam ettirmek için Matlı Holding binasının altında bir yer kiralıyor ve lokantasını burada açıyor.

Yani bir tarafta BTSO’da beraber yol yürüdüğü İbrahim Burkay, diğer tarafta ise ticari ilişkisinin bulunduğu Özer Matlı var.

Buraya kadar ortada herhangi bir sorun da yok.

Ta ki Özer Matlı, BTSO Başkanlığı için İbrahim Burkay’ın karşısına aday olarak çıkana kadar…

İşte o andan sonra Şakir Özen’in önünde hassas bir çizgi oluşuyor.

Bir tarafta yıllardır aynı yönetimde görev yaptığı başkanı ve yol arkadaşı…

Diğer tarafta iş yaptığı, binasında kiracı olduğu bir başka değerli iş insanı ve artık Burkay’ın rakibi olan Özer Matlı…

Anlatıldığı kadarıyla Şakir Özen bu durumun kendisini etik açıdan zorlayabileceğini düşünüyor.

Ve İbrahim Burkay’ın kapısını çalıyor.

Kimsenin kendisinden istemesini beklemeden, mealen, “Başkanım, böyle bir ortamda tarafsız kalmam mümkün olmayabilir. İşim ve ticari ilişkim ortada. Yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmamın daha doğru olacağını düşünüyorum” diyerek istifasını sunuyor.

Özer Matlı’nın kendisinden böyle bir talebi olup olmadığını bilmiyorum.

O nedenle kimseye söylemediği bir sözü söylemiş gibi davranamam.

Ama Şakir Özen’in kendi iradesiyle böyle bir hassasiyet göstermesi bile bana göre başlı başına asil bir davranış.

Çünkü insanın karakteri bazen hangi tarafta durduğuyla değil, iki taraf arasında kaldığında nasıl davrandığıyla belli olur.

Fakat hikâyenin beni asıl etkileyen kısmı bundan sonra başlıyor.

İbrahim Burkay istifayı kabul etmiyor.

Özen’e verdiği cevabın özü ise makamların ve seçim hesaplarının çok ötesinde.

Burkay, özetle arkadaşına şu mesajı veriyor:

“Şakir, ben senin istifanı kabul etmiyorum. Benim yönetim kurulu arkadaşlarımın her biri bu koltuklarda bana bağlı oldukları için değil, o koltukları hak ettikleri için oturuyor. Sen de bunlardan birisin. Ailen, işin ve kazandığın ekmek senin için her şeyden önce gelir. Özer Matlı ile çalışman, ticaret yapman da senin tercihindir. Buna benim karışmam söz konusu olamaz.”

Dikkat edin…

Karşısında kendi rakibinin binasında ticaret yapan bir yönetim kurulu üyesi var.

Üstelik o rakip artık BTSO Başkanlığı için karşısına çıkmış.

Burkay isterse önüne bırakılan istifayı kabul edebilir.

İsterse tek kelime söyleyebilir:

“Peki Şakir.”

Hatta siyasetin ve seçim mücadelelerinin o eski hastalığına kapılıp; “Ya bendensin ya ondan…” diyebilir ama demiyor.

Tam tersine arkadaşına, “Önce ailen, işin ve ekmeğin” diyor.

İşte bana göre burada bir değil, iki asil davranış var.

Birincisi Şakir Özen’in davranışı.

Kendisinden talep edilmesini beklemeden, yıllardır beraber görev yaptığı başkanına karşı sorumluluk hissederek istifasını sunması…

İkincisi ise İbrahim Burkay’ın davranışı.

Önüne gelen istifa mektubunu bir seçim fırsatına çevirmeyip arkadaşına duyduğu güveni makam hesabının önüne koyması…

Bugün geldiğimiz noktada Abidin Şakir Özen hâlâ BTSO Yönetim Kurulu üyesi.

Demek ki o gün söylenen sözler yalnızca bir anlık nezaket değildi.

Burkay arkadaşına duyduğu güvenin arkasında durmuş.

Özen de kendisine gösterilen güveni taşımaya devam etmiş.

Önümüzde BTSO seçimleri var.

Sandık kurulacak.

Oylar kullanılacak.

Birileri kazanacak, birileri kaybedecek.

Bursa iş dünyası tercihini yapacak.

Ama seçimlerin bütün hararetine rağmen unutmamamız gereken bir şey var:

Makamlar geçici, insan ilişkileri kalıcıdır.

Belki de İbrahim Burkay’ın benim “prensleri” diye tarif ettiğim insanların yıllardır yanında durmasının nedenlerinden biri tam olarak budur.

Çünkü liderlik yalnızca insanları arkanızdan yürütmek değildir.

Bazen liderlik, yanınızdaki insana başka bir yolu seçme özgürlüğünü verebilmektir.

Şakir Özen’in istifasını sunması asalet ise…

İbrahim Burkay’ın o istifayı kabul etmemesi de başka bir asalettir.

O yüzden bu hikâyenin başlığı bence başka türlü olamazdı…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.