
Yazdığımız yazıya muhatabımız cevap vermiş.
Biz de cevabımızı verelim.
Önce bir şeyi çok açık ifade edeyim:
Özer Matlı ve kardeşi Önder Matlı, Bursa’nın yetiştirdiği, iş dünyasında karşılığı olan, sevilen ve takdir edilen iki iş insanıdır.
Benim eleştirim onların ticari başarılarına, Bursa’ya yaptıkları yatırımlara, fabrikalarına, arsalarına, arazilerine ya da şahıslarına değildir.
Tam tersine…
Önümüzde rakamlar var.
Paylaşılan kurumlar ve gelir vergisi listelerine göre Matlı Grup beyannamelerinde küçümsenemeyecek rakamlar var.
Bu rakamlar Bursa adına gurur vericidir.
Üstelik benim özellikle önemsediğim başka bir mesele daha var:
Özer Matlı, satın aldığı şirketlerin vergilerinin Bursa’da ödenmesine önem veren, Bursa’yla bağını yalnızca sözle değil ekonomik faaliyetle de kuran bir iş insanıdır.
Dolayısıyla kimse benden Özer Matlı’nın iş insanlığını, Bursa sevgisini veya ticari başarısını tartışmamı beklemesin.
Sen bilmezsin
Necati Şahin de bilmez.
Devlet kurumları bize bazen kumaş terbiyesinden çıkan metrede 0.006 cm kaybın hesabını sorar ve ihracat desteği yerine köstek olacak cezai maddeler işletir.
O nedenle ben bugüne kadar gerçek olsa da rekabet kurulunun kestiği sektörel cezalarla ile ilgili tek kelime konuşmadım, konuşmam da…
Benim meselem başka.
SORUN SORULARDA DEĞİL ÜSLUBUNUZDA
Ben buradan özellikle sosyal medyada ve bazı yayınlarda işi kişiselleştirerek siyaset ve seçim propagandası yapanlara sesleniyorum:
Siz ne yapıyorsunuz?
BTSO seçimi gelip geçecek.
İbrahim Burkay da Bursa’nın insanı.
Özer Matlı da Bursa’nın insanı.
Bugün birinin yanında, yarın diğerinin yanında duran sanayiciler, tüccarlar, iş insanları bu şehirde yine yan yana yaşayacak.
Yine birbirlerinden mal alacaklar.
Yine birbirlerine mal satacaklar.
Yine aynı masalarda oturacaklar.
Ama siz birkaç tıklanma, birkaç alkış, birkaç sosyal medya paylaşımı uğruna insanları birbirine düşman edecek bir dil kuruyorsunuz.
Benim itirazım tam olarak buna.
Adayları eleştirin.
Projelerini sorgulayın.
TEKNOSAB’ı sorun.
Yenişehir’i sorun.
Arazi iddialarını sorun.
BTSO’nun 13 yıllık yönetimini sorun.
Bursa Ticaret Borsası’nın icraatlarını sorun.
Belgeniz varsa yayınlayın.
Ama insanların itibarları üzerinden savaş senaryosu yazmaya kalkmayın
Çünkü bu oyuna kimse gitmez
Çünkü bu seçim bittikten sonra Bursa yine Bursa olacak.
Özer Matlı’ya oy veren de, İbrahim Burkay’a oy veren de aynı organize sanayi bölgelerinde üretim yapacak.
Aynı ihracat pazarlarında mücadele edecek.
Aynı bankaların kapısından girecek.
Aynı Bursa’nın havasını soluyacak.
YAZIMI İYİ OKUMAMIŞSIN

Ya okuduğunu anlama sorunun var.
Ya da hala eski tip jetonla çalıştığın için halâ barkod dönemine yabancısın
“Tapu nerede? Ada-parsel nerede? Edinim tarihleri nerede? İma değil, belge istiyoruz!” diye çırpınıyorsun.
Tapu memuru, emlakçı değilim, ama inan seninki dahil bütün tapuları çıkaracak gücüm var.
Çünkü iki kişinin bildiği sır değildir:
Sizin gibi kiralıklar bilmez.
Ben sana tane tane anlatayım.
Kiralık binalarda sanayicilik yapılmaz.
Sanayici de Macır kafası vardır, kiralık girdiği evi satın aldıkları gibi, sanayicinin ilk hedefi yat kat almak değil fabrika yapmaktır.
Var olanı da büyütmektir.
Kayhan sobacılar çarşısından çıkan dünya markaları vardır.
Bilir misin?
Bunu en iyi Matlı ailesi bilir.
Benim yazımın özü, Özer Matlı ve Önder Matlı’nın arsa ve arazilerinin olmasını eleştirmek değildir.
Tam tersine…
Özer Matlı’nın da, Önder Matlı’nın da arazi sahibi olması, fabrika sahibi olması, yatırım yapması kadar doğal bir şey yoktur.
Bundan ben de bütün Bursalılar gibi gurur duyarım.
Benim söylediğim şu:
Siz diğer iş insanlarının yatırımlarına laf ediyorsunuz.
Bir başkası TEKNOSAB’da yer alınca onu eleştiriyorsunuz.
Bir başka sanayici arazi alınca bunun üzerinden imalar üretiyorsunuz.
Peki Özer Matlı veya Önder Matlı arazi alınca ne oluyor?
Elbette yatırım oluyor.
Zaten benim söylediğim de bu.
Onların yatırımı ne kadar doğal ve meşruysa, başka sanayicilerin yatırımları da aynı şekilde değerlendirilmelidir.
Ben Özer Matlı’ya:
“Niye arazin var?”
diye sormuyorum.
Ben sizin kurduğunuz çifte standart algı yaratma çabanızı sorguluyorum.
Kendiniz yapınca yatırım, başkası yapınca rant diyemezsiniz.
Kendiniz arazi alınca ticari öngörü, rakibiniz alınca şaibe diyemezsiniz.
Kendiniz yatırım yapınca başarı, başkası yapınca suçlama konusu haline getiremezsiniz.
Terazinin ayarı herkese aynı olmalıdır.
Mesele tapu değil.
Mesele ada-parsel değil.
Mesele Özer Matlı’nın veya Önder Matlı’nın malı mülkü hiç değil.
Mesele sizin başkalarının yatırımlarına bakarken kullandığınız dil ve ölçüdür.
Sanırım anladın!
Bir tarafta Keskinoğlu…
Bir tarafta Pro Yem…
Bir tarafta Özer Matlı ve Önder Matlı’nın şahsi vergi rakamları…
Bursa’ya vergi bırakmış, yatırım yapmış, istihdam sağlamış insanlardan bahsediyoruz.
Böyle insanları seçim uğruna şeytanlaştırmak Bursa’ya fayda sağlamaz.
Aynı şey İbrahim Burkay için de geçerlidir.
Ben dün de söyledim, bugün de söylüyorum:
Eleştiri başka şeydir, düşmanlık başka şey.
BTSO başkanlık seçimini bir kan davasına çevirmeye çalışanlar bu şehre iyilik yapmıyor.
Üstelik en büyük zararı da desteklediklerini söyledikleri adaylara veriyorlar.
Çünkü Bursa iş dünyası kavga değil, basiret ister.
Tacirin ölçüsü budur.
Soğukkanlı olmak…
Yarını düşünmek…
Ticari itibarı korumak…
Bugün sosyal medyada birbirinizi parçalarken, yarın aynı insanın kapısını çalacağınızı unutmayacaksınız.
SON SÖZÜM DE KALEMŞÖRLERE
Özer Matlı’yı savunmak için İbrahim Burkay’a hakaret etmek zorunda değilsiniz.
İbrahim Burkay’ı savunmak için Özer Matlı’yı itibarsızlaştırmak zorunda da değilsiniz.
Bursa ikisinden de büyüktür.
BTSO da kişilerin değil, Bursa iş dünyasının kurumudur.
Matlı Grubun fabrikalarıyla, yatırımlarıyla, arazileriyle gurur duyuyorum.
Aynı gururu diğer sanayicilerle de duyuyorum
İnanmayacaksın ama…
Senin gibileri çok iyi tanıyorum.
Çorbana bakacaksın, evine ekmek götüreceksin biliyorum ama oyunu yalan üzerine kurgulayıp ekmeğini kirletme!
Sayın Cumhurbaşkanımızın, İbrahim Burkay’ı kabulü ile aklın sıra kurguladığın bir karikatürle dalga geçmeye kalkarsan, bu densizliğin faturasını sen değil patronun öder…
Kıskanmak yerine bir randevu da sen ayarla..
Biliyorum dinlemeyeceksin …
Bedeli mukabili önümüzdeki üç beş gün, en fazla 18 gün daha ürümeye devam edeceksin.
Sonra yine yuvana gireceksin.
Ardında kir bırakma
Onun için biraz daha sorumluluk…
Biraz daha basiret…
Biraz daha seviye…
Çünkü yarın seçim sandığı kalkacak.
Ama bugün birbirine düşürdüğünüz insanlar yine yüz yüze bakacak.
Kestane kebap…
Acele cevap…