SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Ben Senin Nereni Düzelteyim?

Yazının Giriş Tarihi: 20.09.2026 17:58
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.09.2026 10:09

Edebin memleketi, sağcısı, solcusu olmaz...

Edepsizin de...

Edep ya vardır ya yoktur!

İnsan tanımanın bin bir yolu vardır.

Bursa'yı kendi hesabına yontmayı meslek edinmişsin.

Bir eski bakanı kafalayıp süper emekli olmuşsun.

Belediye başkanlıklarını üs edinmiş, başkanlarını saltanatı dolana kadar sömürmüşsün.

Ve hatta eski başkanın kalktığı koltuk soğumadan gidene geçirmeyi adet edinmişsin.

Yenilerinin maaile bendesi olmuşsun.

Demokrasicilik oynadığın adresi belli grup kurup kendini tatmin etmek için ekmek dershaneden, su sebilden besleniyorsun. .

Buraya kadar hiçbir itirazım yok.

Hatta sana helal olsun

Onu seni tartmadan altına makam, eline kalem verenler düşünsün.

Şimdi gelelim düzeltme konusuna...

Senin benim de içinde bulunduğum gerçek bir olayı bu kadar saptıracağın aklımın ucundan geçmezdi ama seninle aynı fikirde olmayanlara siz yemleniyorsunuz dediğin gün geçmeliydi.

Sana ve karına onlarca kez hakaret eden biri vardı ya da senin onu ben gazeteci yaptım dediğin eski kankan

Hani dava et dediğimde Ankara'da adamı var ceza almıyor masrafı bana kalıyor dediğin...

Hani senden ve eşinden noter masrafını bizim ödediğimiz vekaletname alıp dava ettiğimiz…

Hani mahkum olup ceza alan ve sana tazminat ödemeye mahkum olan o meczup tipten bahsediyorum.

Hani davayı kazanınca bana ailece teşekkür ettiğiniz olaydan bahsediyorum.

Şimdi sana bir hikaye anlatacağım.

İşte o meczup senin bütün patronlarına olduğu gibi maaşını aldığın süre boyunca yere göğe sığdıramadığın patronun Emin Adanur hakkında yazı yazılmış ve ondan bahsederken sürekli “Oğlan” sıfatını kullanmıştı.

Elin kasaturasını görmeyen kendi çakısını “ Zülfikar ” zannedermiş ya!

Senin o eski kankan olan meczup da öyle biri....

Emin Adanur kendine göre bir istihbarat yaparak faturasını İlhan Parseker'e kesiyor.

Kızı ile ilgili eski ulusal gazete fotoğraf ve haberlerini ENBURSA, İNCİ SÖZLÜK ve diğer mecralarda yayınlatarak karşılık veriyor.

Bu hengamede ortalık altüst olmuştu.

Beni bir gün senin yoldaşım diye kafa yaptığın, ama benim için gerçekten değerli olan Cennet Cankılıç aradı.

Abi bu kavganın kimseye yararı yok ve Bursa'nın medya imajına zarar veriyor bunun için ne yapabiliriz dedi.

Ben Emin Beyle konuşsam sen onunla görüşür müsün dediğinde olabilir ama ben ondan büyüğüm, önce o beni arasın diye cevap verdim.

Sağ olsun Emin Adanur beni aradı.

Yer ve zamanı konuşurken “ Abi seni gazetede misafir edebilirim” dedi.

Kabul ettim.

O zaman patronum olan Vedat Kantar abi o buraya gelsin dedi.

Uygun olmaz dedim.

Başka yerde buluşun dedi ve ısrarla oraya gitmemi istemedi ama karar verdim mi mermiye kafa atarım.

Bir cumartesi günü İzmir yolu üzerinde ilk açıldığı yerdeki ENBURSA'ya gittim.

Kapıda genç biri var.

Koridorda Emin Adanur tokalaştık ve içerde sadece Esat'ı gördüm.

İşin tuhafı girdiğimiz oda masasının üzerinde Yüksel Baysal yazılı bir isimlik vardı.

Kısa bir hal hatır faslından sonra abi sana bir şey sorabilir miyim dedi.

Tabi dedim.

Oğlun var mı dedi.

Var dedim.

Adı ne dedi.

Küçüğünün adını verdim ve Onur dedim.

Birisi Onur'u “ oğlan ” diye aşağılamaya kalksa ne yaparsın dedi.

O diyenin terbiyesizliğidir demedim “ Anasını avradını… ” diye başlayan uzun bir tirat attım

Ben buraya ondan, bundan, İlhan'dan mektup getirmedim bu işi bitirmeye geldim diye ekledim.

Karar verici sen misin dedi.

Evet patron benim dedim.

Medyanın sahibi kim dedi.

OTTO Medya Ltd. şirketi dedim .

Senin dediğin olmazsa ne olacak dedi

O zaman ben orada olmam dedim.

Seninle konuşulur Osman Amca dedi.

Bir süre o meczubun kulaklarında trampet çaldıktan sonra bana yazıları kaldırttırabilecek misin diye sordu.

Evet bile demeden telefonu açtım ve o meczubun Emin Adanur adının geçtiği bütün yazılarını çöpe atın dedim.

Esat'ı çağırarak kontrol etmesini istedi.

Esat geldi hepsi kalkmış benden “Fesat” diye bahsettiği bir yazı var onu da kaldıralım dedi.

Onu da hallettim.

Şimdi sıra sende dedim.

O da programcısına talimat verdi.

Bize yapılan paylaşımların onlarca siteden yapılan retweet çokluğu nedeniyle tamamen temizlenmesi "10" gün sürer dendi.

Bu süreçten sonra Emin Adanur bana maaşımı kendimin belirleyeceğim iş teklifini yaptı .

Gündemimiz bu değil dedim.

Teklifinden gurur duyduğumu ifade ederek teşekkür ettim.

İşin garibi bu operasyon boyunca gece gündüz onbeş kez arayan ve bunu da kaldırtsan abi diye bana link atan, İlhan'ın etmediği teşekkürü yiyeyim ama bir gün telefonuma cevap olarak geri dönmediği gün, gözümden de gönlümden de düştü.

Şimdi hal böyleyken seçimle de ilgisi olmayan bir zamanda bu olayı İbrahim Burkay'ın şantajı olarak yazan kişinin edebinin kubura düşmüş olması gerekir…

İbrahim Burkay'ın 14 yılı aşkın başkanlığında yapılan hatalar da vardır ve bunları eleştirmek haktır..

Ama İbrahim Burkay'ın rakibini aile şerefi üzerinden vurmaya kalktığını yalan bir senaryo ile yazmak ahlaksızlıktır.

Yalan senaryoları ile saldırtıp ardından telefon ederek benim yazılanlarla ilgim yok demenin de manası yoktur.

Bir insan var olan itibarını yok etmek için milyonlar harcar mı?

İnanamıyorum!

Olayı ve kişileri yazdım.

Adı geçenlerden bir kişi öyle değildi desin sonrasında klavyede bastığım her tuş başıma belam olsun.

Bunu nasıl yaptın, kaç paraya yaptın, bu kadar nasıl ucuzladın aklım almıyor.

Bu arada Emin Adanur hala bana Osman Amcam der ve özellikle Bursaspor döneminde uyarılarını dikkate alsaydım diye hayıflanır.

Allah onun da yardımcısı olsun…

Bizde dostluk pazara, paraya kadar değil, mezara kadardır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.