SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

BORSA BELİRSİZLİĞİ SEVMEZ HESAP SORAR!

Yazının Giriş Tarihi: 23.10.2026 17:51
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.10.2026 18:02

AK Parti, vatandaşın birikimi erirken fon krizindeki belirsizliği gideremeden seçime girerse sandıkta ağır bir güven kaybıyla karşılaşır ve kazanamaz.

Benim kanaatim açık.

Çünkü ekranda eksilen rakamların arkasında insanların yılları var.

Kimisinin ev parası, kimisinin sattığı arsanın, dükkânın ya da babadan kalan mülkün bedeli orada.

Kimisinin emeklilik birikimi, kimisinin maaşından artırdığı para…

O paranın içinde alın teri, ertelenmiş ihtiyaçlar, vazgeçilmiş hayaller ve çocukların geleceği için biriktirilen umutlar var.

Şimdi bu insanlar zararlarına bakıyor ve ülkeyi yönetenlere tek bir soru soruyor:

“Bizim birikimimiz erirken siz ne yapıyorsunuz?”

Bu soruya cevap vermeden seçim meydanına çıkamazsınız; çıksanız da anlattıklarınızı dinletmekte zorlanırsınız.

Çünkü ev parasını kaybetme korkusu yaşayan vatandaşa ekonomik başarı hikâyesi anlatamaz, çocuğunun geleceği için biriktirdiği para eriyen anneye “Sabredin” diyemez, emeklilik hayali küçülen babaya pembe tablolar sunamazsınız.

Sabır da güven de sınırsız değildir.

O sınır aşıldığında vatandaş açıklamaları dinlemeyi bırakır, sorumlu aramaya başlar ve bakışını doğrudan iktidara çevirir.

Elbette her borsa kaybının sorumlusu hükümet değildir.

Ancak piyasayı denetleyen kurumların nasıl çalıştığını açıklamak, büyüyen sorunlara zamanında müdahale etmek ve kriz anında güven vermek iktidarın sorumluluğudur.

Kuralları koyan ve denetleyen hükümet olmalıdır.

Halkın yastık altı , kefen parası dediği birikimleri borsada değerlendiriliğinde dış borç biter hesabını yaparken, kağıt cambazlığı yapanların 7 ceddine gidilmelidir.

Yetkiyi elinizde tutup sorumluluk sorulduğunda kenara çekilemezsiniz.

Ekonomi iyi giderken başarıyı sahipleniyorsanız, güven sarsıldığında da hesap vereceksiniz.

Ne olduğunu, hangi adımları attığınızı, denetimin nerede aksadığını, kimlerin sorumluluğu bulunduğunu ve sürecin nereye gittiğini kamuoyuna açıkça göstereceksiniz.

Siyasi yakınlık iddialarını da karanlıkta bırakmayacaksınız.

Fon kriziyle ilgili tartışmalarda iktidara yakın isimlere ilişkin iddialar gündeme geliyor.

Her iddia elbette kanıtlanmalıdır; ancak bu, iktidara susma ve bekleme hakkı vermez.

İsim kim olursa olsun araştırılacak, sorumluluğu varsa gereği yapılacak.

Siyasi yakınlık hiçbir işleme kalkan olmayacak.

Vatandaşın görmek istediği tam olarak budur.

Ekonomik ve Etik kurallar içinde yürüyen BİST ülke geleceğinin teminatıdır.

Borsayı hileli rulete çevirenlerden hesap sorulmalıdır.

Çünkü insanı yalnızca kaybettiği para yaralamaz; güçlülerin korunduğu, sıradan vatandaşın ise kendi kaderine terk edildiği düşüncesi daha büyük bir yara açar.

Bir yanda birikiminin hesabını yapan vatandaş, diğer yanda cevap bekleyen siyasi bağlantı iddiaları…

Bu tabloya açıklık getirmeden güven isteyemezsiniz.

Üstelik kayıplar yatırım hesabında kalmıyor.

Eve taşınıyor, sofraya oturuyor, eşler arasındaki huzuru bozuyor, çocukların ihtiyaçlarını erteliyor ve geleceğe dair korkuyu büyütüyor.

Bir kişinin ekranında görünen zarar, aynı evde yaşayan herkesin hayatına dokunuyor.

İşte o evlerde seçmenler yaşıyor.

16 Ekim 2026 tarihli verilere göre pay senedi yatırımcı sayısı yaklaşık 6 milyon 590 bin.

Bu sayıyı doğrudan seçmen sayısı olarak okumak doğru olmaz; içinde kurumlar ve yabancılar da bulunabilir, aynı ailede birden fazla yatırımcı da olabilir.

Ancak siyasi açıdan göz ardı edilemeyecek gerçek şudur: Milyonlarca yatırımcının yaşadığı ekonomik sıkıntı, aileleriyle birlikte çok daha geniş bir seçmen kitlesinin hayatına dokunur.

Yalnızca büyüklüğü görmek için, yatırımcı başına kendisi dahil ve mükerrer sayım yapılmadan 1,5–2 seçmen varsayılsa, yaklaşık 10–13 milyon kişilik bir çevreden söz edilir. Bu, ölçülmüş bir seçmen sayısı veya aynı yönde kullanılacak oy hesabı değildir. Fakat meselenin neden birkaç borsa ekranına sıkıştırılamayacağını gösterir.

Dün AK Parti’ye oy veren, iktidarın ekonomi söylemine güvenen ve tasarrufunu Türkiye’nin şirketlerine yatıran insanlar da bu seçmenlerin arasında.

Bu desteği kazanılmış hak sayamazsınız.

“Sonunda yine bize oy verirler” rahatlığı, siyasetin en pahalı yanılgılarından biridir.

Vatandaşın cebindeki kaybı görmezden gelirseniz, sandıktaki kayba şaşırmayacaksınız.

Bugün yapılması gereken belli: Belirsizliği bitirecek somut adımlar atmak, kamuoyuna açık bir takvim sunmak, denetimin işlediğini göstermek ve sorumluları ayrım gözetmeden ortaya çıkarmak.

Bunların yerine suskunluk koyarsanız tepki büyür, öfke birikir. Konuyu unutturmaya çalışırsanız vatandaş kendi zararını size yeniden hatırlatır.

Hem de sandıkta.

AK Parti bu tabloyu değiştirmeden seçime giderse, karşısında yalnızca muhalefet partilerini değil; birikimi erimiş, güveni kırılmış ve ailesine karşı mahcup olmuş seçmenleri bulur.

Çünkü sandıkta yalnızca oy kullanılmaz; güvenin hesabı da görülür.

Benim “Bu şekilde seçime girerse kazanamaz” dememin sebebi budur.

Borsa belirsizliği sevmez.

Seçmen ise kaybının hesabını soracağı günü hiç unutmaz.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.