Eski bir hikâyeyi anlatarak konuya girmek istiyorum.
Kazanılan bir savaş sonrasında Komutana savaşın kahramanı kimdir diye sorarlar.
Komutan da “Ben” diye cevap verir.
Ama “Size yardım eden kurmaylarınız, subaylarınız, savaşan askerleriniz olmasa savaşı nasıl kazanacaktınız. Onların hakkını unuttunuz” diye aldığı eleştiriye şöyle yanıt verir.
“Savaşı kaybetseydik kimi kurşuna dizecekseniz kahraman odur”
Maç sonundaki fotoğraflara girmek için yırtınanlara çırpınanlara bakmayın, hatta ciddiye almayın. Onların çoğu yıllardır Özlüce’nin yolunu unutanlardır.
Onların içinde kazara arabanın içine kulübün anahtarlarını atarlar kulüp başıma kalır diye Özlüce’den geçmediler.
Bursaspor Süper Ligde iken sanki kadrolu gibi kongre divan başkanlığı yapanlar, payımıza bir şey düşer, elimiz cebimize gider diye düşüşte olduğumuz son yıllarda kongrelere bile gelmediler.
Borçtan dolayı kesilen stadın elektriklerini maç saatinde iki saat açtırmakla öğünen başkanlar gördük.
Bursaspor’un derisini yüzüp kendini bataktan kurtarmaya çalışan başkanlar gördük.
Kulüpte tencere kaynamıyordu. Personel maaşının alamıyordu. Elektrik ve doğal gazı kesik tesislerde geleceğimiz olan altyapımız darmadağın edilmiş ve gencecik fidanlar kapanın elinde kalmıştı.
Stadyumda 2-3 bin kişiye oynayan Bursaspor kasası boş olmaktan öte otobüsüne bile haciz konarak yeddi emin e alındı.
Bankalar canımıza okurken, yabancı futbolcular paralarının peşine düşerken, Bursaspor’u bu hale getirenler kulübün arsalarına el koymuşlardı.
Kimsenin Bursaspor sevgisini tartışmak bize düşmez ama durum bu idi.
Bursasporlu sevdalısı olduğuna kefil olacağım isimler, yeni bir takım mı kuralım, bir takım mı satın alalım, yoksa şirket kurup eskiyi mi unutalım diye aylarca kafa yorduklarına biliyorum.
Bu süreçte cevap hakkım var diye zırvalayanlar olmazsa mezara götüreceğim sırlara vakıf oldum.
Daha fazla uzatmadan eğmeden bükmeden söyleyelim.
Bu zaferin mimarı Faruk Çelik’tir.
Başkanların, yöneticilerin, iş insanlarının ve de bazılarının uzak durduğu, adının geçmesinden bir korktuğu bir zamanda aile kararı almış elini değil vücudunu taşın altına koyarak oğlu Enes Çelik’in başkanlığında bir yönetim oluşmasına katkı koymakla kalmamış iki yılda iki şampiyonluk sözünü vermiştir.
Enes Çelik’i Bursaspor başkanlığında tanımadım. OSB de kahve içimlik hikayemiz oldu. Kalitesine, nezaketine ve kişiliğine tanığım. Başkan adaylığı sürecinde futbolun kaypak zeminini, dönen dolapların üzerine ödenmez denilen düşününce nasıl baş edecek dedim.
Ama dedim ya!
Aile kararı olunca aile olarak topa girilince imkânsız dediklerimiz gerçek oldu.
Bursa’da bazı kesimlerde Faruk Çelik alerjisi olduğunu sadece ben değil herkes gibi kendisi bile biliyor. Ama inanın umurunda olmadığını da biliyorum.
Faruk Çelik Artvinli kökenli ama Bursa’da yetişip siyasete atılan Bursa, Şanlıurfa ve Artvin milletvekilliği yapan Türkiye’de Cumhuriyet tarihi boyunca en çok bakanlık yapanlar arasında, Ak Partinin kuruluşundan itibaren halen aktif görevde bulunan birkaç isimden birisi olan siyaset üstü siyasetçidir.
Cumhurbaşkanı ile aralarının bozuk olduğunu üfürenlere en güzel cevabı ondan her zaman yararlanan Cumhurbaşkanı vermektedir.
Ben Bursa’da olsam YHT gelmişti diyen Çelik’ten acaba biz gerektiği gibi yararlanıyor muyuz?
Bursaspor’un başarısı üzerine Faruk Çelik güzellemesi yaptığımı düşünen kafalara “Siz bu riski göze alır mıydınız ve neden almadınız” derim.
Ben bugüne kadar “Atış Vakası” dahil sorduğum bütün soruların cevabını net olarak aldım.
Bu başarılı sürece katkısı olan anılması gereken komutanlara, kurmaylara, piyadelere ve askerleri anmadan geçmeyelim.
Başkan Enes Çelik ve Yönetim Kurulu, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, son dönem Bursa Büyükşehir Belediyesi, Mustafa Bozbey, BTSO ve OSB yönetimleri, Matlı Grup, Osmangazi, Yıldırım ve Nilüfer Belediye Başkanlarının ve bazı milletvekillerinin desteklerini anmadan olmaz.
Davut Gürkan, İbrahim Burkay, Özer Matlı özel bir teşekkürü hak ediyor.
Teknik Direktör Mustafa Er, Teknik Ekip,futbolcular, kulüp personeli ve iki senede takıma emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Dünyada örneği olmayan sevda ile tribünleri dolduran ve 18 Süper Lig takımının rüyalarına giren Bursaspor taraftarı için ne desek azdır.
Satırların sahibi olarak Hakan Dinçtürk’ü anmadan edemeyeceğim.
Şimdi 1.nci Ligdeyiz.
Önceki şampiyon olduğumuz iki lig bizim liglerimiz değildi.
Süper Lig için mücadele edeceğimiz takımlarda en az altı yabancı futbolcu var. Başka bir deyişle artık transfer ödemelerinde Türk Lirasından dövize geçiyoruz. Kadromuzu yerli oyuncularla da desteklemek zorundayız.
Biz Süper Lig VE Türkiye Kupası sahibi bir takımız ama futbolda ve hayatta dün yoktur.
Bunun hesaplarını yapabilecek kalitede bir başkanımız olduğunu biliyorum ve doğru adımlar atacağına inanıyorum.
Maçın bitiş düdüğü ile birlikte film şeridi gibi geçen sürecin karelerini ve duygularımı paylaşmadan edemedim.