SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

GENTV sana Etiği Öğreteceğim.

Yazının Giriş Tarihi: 15.09.2026 06:23
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.09.2026 06:28

GEN TV olarak yine büyük bir “gazetecilik başarısına” imza atmışsın.

Kocaman manşet:

“2024’te ‘Açıklayın’ diyordu, 2026’da ‘Vizyon’ diyor!”

Altına fotoğraflar, kutular, sorular, yorumlar…

Bir sayfalık koca haber.

Ama küçük bir sorun var:

Haberin temelinde çürük var ve tarihi yanlış.

TEKNOSAB’la ilgili bu sorular 2024’te değil, 2018’de soruldu.

Yani bir sayfa boyunca “Osman Gürçay fikir mi değiştirdi?” diye hesap soranlar, önce kendi haberlerinin tarihini kontrol etmeyi unutmuşlar.

Gazetecilikte buna ne denir bilmiyorum ama şunu biliyorum:

Manşetin temeli yanlışsa, üstüne kurduğunuz bütün algı da sallanır.

Çünkü bu mesele 2024’te başlamadı.

2018’de başladı.

Hem de öyle sosyal medyada yazılmış birkaç cümleyle değil.

6 Haziran 2018’de Ottoman Boya Apre adına BTSO Başkanlığı’na, TEKNOSAB Müdürlüğü’ne, Müteşebbis Heyeti’ne ve Yönetim Kurulu’na resmi başvuru yapıldı.

Sorular açık ve netti:

TEKNOSAB talep toplama süreci üyelere nasıl duyuruldu?

Hangi şirkete ne kadar arsa tahsis edildi?

Tahsis kriterleri neydi?

BTSO ve TEKNOSAB yöneticilerinin kendilerinin ya da ikinci dereceye kadar yakınlarının hissedar olduğu firmalara tahsis yapıldı mı?

Müteşebbis Heyetin belirlediği prensipler neydi?

Toplam 10 ayrı soru soruldu.

Cevap gelmeyince mesele bir adım daha ileri götürüldü.

7 Haziran 2018’de Bursa 23. Noterliği’nin 22255 yevmiye numarasıyla ihtarname çekildi. Muhataplar doğrudan TEKNOSAB ve BTSO’ydu.

İhtarname de havada kalmadı.

Hem TEKNOSAB’a hem BTSO’ya 11 Haziran 2018’de resmen tebliğ edildi.

Sonra ne oldu?

Konu Bursa Valiliği’ne taşındı.

Valiliğe verilen dilekçede; daha önce BTSO’ya, TEKNOSAB Müdürlüğü’ne, Müteşebbis Heyeti Başkanlığı’na ve Yönetim Kurulu’na başvurulduğu, noter ihtarnamesi gönderildiği fakat cevap alınamadığı açıkça anlatıldı.

Valilikten de aynı 10 sorunun cevaplandırılması talep edildi.

Yani bugün birileri kalkıp bu süreci “2024’te sordu, 2026’da fikrini değiştirdi” diye pazarlıyorsa, önce önündeki sekiz sayfalık belgeye bakacak.

Çünkü bu dosyanın tarihi belli:

2018.

Şimdi gelelim meselenin özüne.

Yıllar önce Vedat Kantar TEKNOSAB konusunda rahatsızdı.

Arazi tahsislerini sorguluyordu.

Kimlere yer verildiğini sorguluyordu.

Sürecin adil olup olmadığını sorguluyordu.

Bana da:

“Osman abi, bunu araştır.” dedi.

Araştırdım.

Sonra birkaç gün Vedat Kantar ile İbrahim Burkay aynı masada buluşturdum.

Konu yine TEKNOSAB’a geldi.

İbrahim Burkay sordu:

“Vedat, sen başvurdun da sana yer vermediler mi?”

Cevap:

“Hayır, başvurmadık.”

Burkay tekrar sordu:

“Neden başvurmadın?”

Cevap yine netti:

“Projeye inanmadım.”

Burkay da o anda meselenin özünü söyledi:

“İnanmayıp başvurmadığın projeye, proje yürüyünce şimdi neden ‘ben yokum’ diye şikâyet ediyorsun?”

Vedat Kantar’ın cevabı:

Haklısın abi.”

Peki ben kimim de o konuya müdahil oluyorum ama değil mi?

Yancı mıyım?

Komisyoncu muyum?

Çorbacı mıyım?

Merakını gidereyim

OTTOMAN GRUP bünyesindeki OTTO MEDYA Ltd. Şti.nin sahibi olduğu lifebursa. com.tr nin Baş Yazarı ve Genel Yayın Yönetmeniyim.

Patronun dediğini yazmadım, doğruyu aradım.

İşte mesele tam olarak burada.

İnsan bilgi sahibi oldukça fikir değiştirebilir.

Gazeteci de değiştirebilir.

Sanayici de değiştirebilir.

Siyasetçi de değiştirebilir.

Asıl tuhaf olan, dünya değişmiş, proje değişmiş, sonuçlar ortaya çıkmışken, sekiz yıl önceki cümlene zincirlenip kalmaktır.

Ben 2018’de TEKNOSAB’a soru sordum.

Bugün olsa yine sorarım.

Kimlere tahsis yapıldı?

Kriter neydi?

Üyeler yeterince bilgilendirildi mi?

Tarım alanlarına etkisi neydi?

Başvurular adil değerlendirildi mi?

Bunların hepsini yine sorarım.

Çünkü soru sormak gazeteciliğin görevidir.

Ama gazeteciliğin bir görevi daha vardır:

Sorunun cevabı yıllar içinde ortaya çıktığında, o cevabı görebilecek kadar dürüst olmak.

Aradan sekiz yıl geçmiş.

Proje kâğıttan çıkmış.

Fabrikalar yükselmiş.

Sanayi yatırımları başlamış.

TEKNOSAB Bursa’nın en önemli üretim alanlarından biri haline gelmiş.

Ben şimdi sırf 2018’de soru sordum diye bunların hiçbirini görmeyecek miyim?

Ne yapmam gerekiyordu?

Sekiz yıl önce şüphe ettim diye ömür boyu aynı cümleyi mi tekrar edecektim?

Proje başarılı olsa bile “başarısız” mı diyecektim?

Sırf eski yazımla çelişmeyeyim diye Bursa’nın önündeki gerçeği görmezden mi gelecektim?

İşte sizin habercilik anlayışınızla bizim aramızdaki fark tam burada başlıyor.

Siz eski cümleyi arıyorsunuz.
Biz bugünün gerçeğine bakıyoruz.

Siz “fikir değiştirmiş” diye manşet atıyorsunuz.

Biz “neden değiştirmiş?” diye bakıyoruz.

Ve dahası…

Siz daha o eski cümlenin tarihini bile doğru yazamıyorsunuz.

2018’i 2024 yapıyorsunuz.

Sonra da kalkıp gazetecilik dersi veriyorsunuz.

İşin ironik tarafı da bu.

Bir insanın sekiz yıl içerisinde fikrini değiştirmesini sorguluyorsunuz ama siz bir sayfalık haberde altı yıllık tarih hatası yapıyorsunuz.

Sonra altına büyük laflar:

“Gazetecilik bugün söyleneni yazmak kadar dün sorulan sorunun cevabını da takip etmektir.”

Doğru.

Ama gazetecilik her şeyden önce dünün hangi yıl olduğunu doğru yazmakla başlar.

2018’i 2024 yapıp sonra insanlara “geçmişini açıklayın” diye parmak sallamak biraz fazla iddialı olmuyor mu?

Üstelik ben fikir değişikliğimi saklamadım.

Vedat Kantar’ı yazdım.

İbrahim Burkay’ı yazdım.

O masadaki konuşmayı yazdım.

Kimin ne dediğini isim isim anlattım.

Yani sizin bugün “yakaladık” havasıyla servis ettiğiniz şeyi, ben zaten kendi okuyucuma açıkça anlatmışım.

Ortada saklanan bir şey yok.

Ama sizin haberinizde ciddi bir sorun var:

Bağlam yok.
Sekiz yıl yok.
Resmi belgeler yok.
Noter ihtarı yok.
Valilik başvurusu yok.
Ama bol bol manşet var.

İşte buna gazetecilik değil, olsa olsa kırpılmış cümlelerden algı üretme gayreti denir.

Şimdi gelelim asıl soruya.

Siz gerçekten TEKNOSAB’ı mı sorguluyorsunuz?

Yoksa BTSO seçimleri yaklaşırken iki eski cümleyi yan yana getirip birilerine siyasi ve ticari malzeme mi üretmeye çalışıyorsunuz?

Çünkü gazetecilikte soru sormak başka şeydir.

Sorunun cevabını, aradan geçen zamanı ve ortaya çıkan sonucu görmezden gelmek başka şeydir.

Benim durduğum yer dün de belliydi, bugün de belli:

TEKNOSAB’a evet.
Şeffaflığa evet.
Sorgulamaya evet.
Başarıya başarı demeye de evet.

Ama tarihi yanlış yazıp, bağlamı kesip, iki cümleyi yan yana koyarak “yakalamış” gibi davranmaya…

Hayır.

Özer Matlı , Özer Matlı’ya karşı mı?

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı, Uludağ Business Scholl açılışındaki konuşmasında projeyi benden daha fazla överken kaç para aldı diye bir soru sorulur mu?

O konuşmanın her satırına imzamı atarım.

Aynı projeyi bugün kötülemesi için ne değişti?

Ben söyleyeyim.

Kıblesini şaşırttılar.

Şimdi ben hangi Özer Matlı’ya inanacağım?

İncinsin istemiyorum ve dili sürçmüş diyorum.

Ve son bir tavsiye:

Bir dahaki sefere Osman Gürçay’ın yazılarını sorgularken eksik yazmışsın yakışıklım.

Sana bir gizli bir bilgi vereyim ilerde kullanırsın.

GUHEM ‘i en ağır dille eleştirten köşe yazarı benim.

Benzinci ile Kömürcünün gazına gelip Uzay Yolu oyuncakları için bu kadar bütçe ayrılır mı diye sordum.

Neden biliyor musun?

O zamanlar İHA, SİHA, KAAN, KIZIL ELMA, AKSUNGUR, AKINCI gibi hava silahlarının üretimi hayal geliyordu.

Biz kim hava silahları üretmek kim diyen bir zihniyetin kurbanı oldum.

Bugün İSTİKBAL GÖKLERDEDİR diyen Atatürk’ün ışığında İHA - SİHA - KIZIL ELMA üretmenin yanı sıra ihraç ediyoruz.

Bu eğitim yılında Bursa’da Uzay ve Havacılık Bilimleri Fen Lisesi açıldı.

Bana da pardon demek düştü

Senin soru sormayıp, itham ettiğin gibi, yanlıştan dönmek ne zamandan beri döneklik ya da para karşılığı yazı yazmak oldu?

Yem dedin de aklıma geldi.

Bak sana ne anlatacağım

Yıllar önce A gazete genel müdürü vasıtasıyla bana o dönem için çok iyi maaşla teklif yaptı ve kabul ettim.

Bana konuklarımı ağırlamak için havalı bir de oda tahsis edildi.

Tek koşulum yazılarıma oto sansür uygulanmaması oldu.

Bir gün o günkü UEDAŞ yönetimini eleştiren bir yazı yazdım.

Her sabah gazeteyi Apartman Görevlimiz bayiden satın alarak kapıya bırakıyordu.

Gazeteyi açtım yazımı koymadıklarını gördüm.

Sayfa sekreterinin unutmuş olabileceğini düşündüm ama UEDAŞ dan haber formatlı reklam aldığımız için yazının konmadığını öğrendim.

Sabah gazeteye gidip istifamı verdim.

Genel Müdür ile kavga ettim ve ayrıldım.

O Genel Müdürün yaptığı işler, çevirdiği dümenler roman olur.

Finalde diploma sahtekarlığından hapis bile yattı.

Hani bana sizi kim yemliyor diyen demokrat vs. vs. vs. maaş verdikçe patronlarına aşık abin var ya!

Bana neden ayrıldığımı sordu.

Bir yazımı koymadılar dediğimde “İnanmıyorum yazın konmadı diye istifa edilir mi” dedi.

O genel müdür kovuldu.

Ben Genel Müdür olarak davet edildim.

Uzattım ama bir daha cevap yazmayacağım için mecburum.

Hem senin geleceğine de belki bir yararı olur.

Ben hep inandıklarımı yazarken yanılgılarım da oldu.

Burkay ve Matlı’yı tenzih ederim.

Anlatacağım konu ile ilgileri yoktur.

İkisi de dostumdur ve kardeşimdir.

Geçmişte seçim bir yarışı üzerine yazılar yazdım.

Doğal olarak her seçimin en az iki adayı olur.

Birinin ekibinden ciddi bir teklif aldım.

Taraf olmamı istiyordu.

Karşı tarafın verdiğinin iki katını isterim dedim.

Görüşeyim abi dedi.

Bana geri döndü tamam abi karşı taraf ne veriyor dedi.

Hiç dedim.

Hiçin iki katını bana ödeyemezsin diye noktayı koydum.

Kendimi övmek için anlatmadım.

Noktayı şöyle koyayım.

Geçmişte Uludağ OSB toplantısına katıldım notlar aldım ve bence de çok güzel bir hikayesini yazdım.

Ertesi günü aradılar, tebrik ettiler ve emeğimin hakkını vermek istediklerini söylediler.

Ben maaşımı gazetemden alıyorum.

Başkanınıza söyleyin böyle bir şeyi kabul edemem kötü yazsaydım dövecek miydi dedim.

Bir saat sonra başkan beni aradı ve tanışmak istediğini söyledi.

Tanıştık ve ağabey kardeş gibi olduk.

O Başkan bugün çok başarılı Bursaspor Başkanlığı ile de gurur duyduğum Sevgili Kardeşim Enes Çelik’tir.

Bugün de ondan Bursa’nın ortak değeri olan ve çok zorlu bir süreç yaşayan Bursaspor’u futbol dışında hiçbir yarışın oyuncusu yapılmaması konusunda hassas olmasını diliyorum.

Bak yine bana horoz resmi yapıp altına horoz yazdırdın

Gerçi okuduğunu anlayamama gibi bir sorunun var ama yine de tavuk gibi yemlenenlerden olmadığımı anladığını düşünüyorum.

Masal gibi geldi değil mi?

Ama hepsi gerçek…

Durup dururken beni bana anlattırdın ya!

Para ile seviyeli bir ilişkim olduğu doğrudur ama asla birbirimizin olamadık.

Umarım halimi, ahvalimi ve dahi muradımı anlamışsındır Künyesiz Kardeşim

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.