Özer Matlı’nın Bursa Ticaret Borsasında görev süresi içindeki icraatlarını anlattığı basın toplantısına Borsa Yönetim Kurulu ve Meclisinin tam kadro olarak katılması anlamlı idi.
41 yıl süren Rıza Aydın döneminin Bursa Ticaret Borsasının, yeni nesil ticaret ve yeni dünya düzeni ile uzaktan yakından ilgisi olmadığından Matlı döneminde yapılan hizmet, planlama ve organizasyonlar hayallerin ötesinde gibi geliyor.
Bursa TB Başkanı Matlı’nın açıklamalarında rakamlara girmeden Bursa TB sının Türkiye genelindeki 115 ticaret borsası arasında 36. sırada devraldığı Bursa Ticaret Borsası’nı 15. sıraya, Marmara Bölgesi’nde ise en büyük 4. ticaret borsası konumuna taşımasını anlatması…
Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) ve Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nun (Marmara ÜPAK) kurulmasındaki stratejik rollerine dikkat çekti. Tarımsal ticarette dijital dönüşümün aktif bir parçası olduklarını ifade eden Matlı, “TÜRİB’in A grubu büyük hissedarlarından biri ve yetkili acente olarak üyelerimize güvenli ve şeffaf işlem altyapısı sunuyoruz. Ayrıca TÜRİB’te Yönetim Kurulu Üyesi olarak ulusal tarım vizyonunun mutfağında yer alıyoruz. Bu vizyonu yine kurucu ortağı olduğumuz Marmara ÜPAK ile de bölgesel bir güç birliğine dönüştürerek, tarım piyasasında güveni ve finansal erişimi güçlendirdik” ifadesi boşa geçmeyen 10 yılın özetidir.
Benim için çok değerli olan yıkılmaya yüz tutmuş okul binası ve arazisi üzerinde yapsatçıların rezidanslar dikme hayalini kurduğu “Ziraat Okulu’nun ayağa kaldırılıp Hamidiye Tarım ve Mesleki Anadolu Lisesi olarak ihya edilerek Bursa halkına ve eğitime kazandırılması başlı başına bir hizmettir.
Borsa’nın arazisi olan ETBA da yapılması planlanan yaşam alanı Bursa’nın doğusunun cazibe merkezi olacaktır.
Bursa’da bir konuya OSB diye başlamak, bazı grupların sinir uçları ile oynamak gibi oluyor ama Bursa’da üç OSB kalacaksa biri mutlaka Gıda OSB olmalıdır. Yeri de Yenişehir olmalıdır diye defalarca yazdım.
Yenişehir’in ve hatta Bursa’nın kaderini değiştirecek bu adım hala atılmış değildir.
Yeni OSB anlayışı kompakt yapıların bir araya gelmesiyle oluşmakta ve üretime dönüşme çalışmalarıdır. Yani ruhsatsız üç beş fabrika kurduktan sonra siyaseti kullanarak sonradan olma OSB’ler yaratma dönemi ile Bursa’yı çok yoran anlayışı bitiren adımların atılması gereklidir.
Yenişehir’de kurulan ihtisas OSB içinde taze ürünü işleyecek, dünya standartlarında ambalajlayacak, soğuk zincirler içinde koruyacak ve en önemlisi Yenişehir Hava Limanından dünyaya açılan gıda ihracat penceresi ile bölgeye hayat, bölge insanına iş ve aş sağlayacak bir adımdır.
Yaş sebze ve meyve ihracatı meşakkatli, katma değeri çok yüksek bir alandır ama olmazsa olmazları kesin çizgilerle bellidir.
Bu konuda BTSO nun Yenişehir’de kurduğu lojistik Merkezi de bu yapının önemli bir ayağıdır.
Yıllar önce Otoyol’daki Bursa il sınırları içindeki konaklama yerlerinde oluşması gereken Bursa markaları pazarları konusunu işlediğimde, Ankara’da bizi temsil eden Bursa’nın ağabeyleri olmadığı ortaya çıktı.
Efendim Bursa’nın adının bile geçmediği Gebze – İzmir Otobanı diye anılan yolu yapan ve işleten özel bir yapı imiş ve markaları bir heyet belirliyormuş dediler.
İyi de Bursa’nın olan Demirtaş’tan İzmir yoluna kadar olan yolu tepe tepe kullanıyorlar da Bursa neden bir damla katkıları olmuyor diye soran yok mu?
Özer Matlı’nın geçen BTSO seçimlerinde aday olacağı söylenmişti ama sonuçta aday olmamıştı.
Toplantının soru cevap kısmında “ BTSO adaylığını açıkladığınız noktada mısınız” diye sorduğumda, “Adayım diye yazılı forma ile gezmem mi lazım?” diye esprili bir yanıtla BTSO adaylığını açıkladı.
Matlı Grup 7 bin çalışanı 30’un üzerinde özellikle gıda sanayi, üretim ve pazarlama şirketleriyle Bursa’nın önemli bir markasıdır.
Herkesin küçülme hedefleri ile yürüdüğü dönemde, önemli markaları bünyesine katarak büyüme hedeflerini tutturması çok değerlidir.
Matlı'nın Madrit'i Milano'yu görmeden önce Mardin'i görüp değerini bilmeliyiz demesini milli sermaye ve milli marka vurgusunu önemsiyorum.
Adaylık vizyonunu açıklarken “Kimseye küsmeyeceğim” demesini çok kişinin yorumladığı ama benim katılmadığım bir göndermeden daha çok bir diyalog çağrısı olarak değerlendiriyorum.
BTSO Başkanı İbrahim Burkay BTSO yu kötü yönetti demeyerek hakkını teslim etti.
Tek bir şey ekleleyim.
Uludağ’daki Kirazlıyayla tesislerini devlet işletemedi, Belediye işletmedi, Uludağ Üniversitesine verildi onlar da harabe olarak terk etti. Bir proje geliştirildi. BTSO otelcilik mi yapacak diyenler oldu ama bugün dünyanın en güzel yerlerinin birinde, küresel iş dünyasının gözbebeği olan Swissotel Uludağ Bursa Business School Bursa’nın gururu oldu.
Benim kendini kanıtlamış, referansları belli bir Bursa çocuğu olarak ben belki daha iyi yönetebilirim demek hakkı yok mu dedi.
Bence de var ama benim gönlümde daha güzeli de var.
Ben küsmeyeceğim demek barışalım demenin başka bir ifadesidir.
Gönlüm Bursa’nın iki önemli değerinin buluşarak, ortak bir program ve kibirden arınmış deve dişi sağlam bir liste ile Türkiye’nin en değerli ekonomik gruplarından biri olan BTSO’ ya çağ atlatmalarını istiyor.
BTSO çok yoğun mesai, büyük özveri ile takım çalışması isteyen, kişisel beklentilerin öne çıkmaması gereken bir yapıdır.
Basiretli İş İnsanları olarak eskimiş tüfeklerin yol verme gayretleri ile oyunda kendilerine rol biçmelerine izin vermezler.
Benim istememle elbette olmaz ama tepelerden gelen bir sesin karar verici olacağı söylendiğine göre güçlerin birleşmesinde ve ortak hedeflere yüzde 50 +1 yerine birlikte daha güçlü yürümesinde Bursa adına büyük yarar var diye düşünüyorum.