SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

SANAYİSİZLEŞME TEHLİKESİNE KARŞI NE YAPACAKSINIZ?

Yazının Giriş Tarihi: 16.09.2026 07:57
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.09.2026 08:44

Bursa’da BTSO seçimi konuşuluyor.

İbrahim Burkay mı?

Özer Matlı mı?

Kim daha güçlü?

Kim kimi destekliyor?

Kim hangi projeyi yapacak?

Ama adaylara artık başka bir şey sormak gerekiyor:

Siz sadece başkan olmaya mı çalışıyorsunuz, yoksa Bursa sanayisini ayakta tutmak için gerçekten bir çözümünüz var mı?

Çünkü ortada ciddi bir mesele var.

Kapanan konfeksiyon atölyeleri var.

Kapanan boyahaneler var.

Kapanan dokuma fabrikaları var.

Makinesini durduran, vardiyasını azaltan, personel çıkaran işletmeler var.

Ve bu yalnızca tekstilin meselesi değil.

Makine üreticisi sıkıntıda.

İnşaat ve yapı malzemeleri sektörü sıkıntıda.

Oto Yan sanayi sıkıntıda.

KOBİ sıkıntıda.

İhracatçı sıkıntıda.

İSO’nun Temmuz 2026 Türkiye İmalat PMI verisi 47,7’de kaldı. 50 eşik değerinin altındaki bu seviye, imalat sektöründe faaliyet koşullarındaki bozulmanın 28’inci aya ulaştığını gösteriyor. Yeni siparişlerdeki düşüş de devam ediyor.

Yani mesele dedikodu değil.

SÖZÜN ÖZÜ ÜRETİMDE YANGIN VAR.

Bugün onlarca işletmenin kapandığını konuşuyoruz.

Bu şartlar değişmezse yarın bu rakamların çok daha ağır seviyelere ulaşmasından endişe etmek gerekiyor.

O yüzden BTSO başkan adaylarına soruyorum:

ÇÖZÜMÜNÜZ NE?

Lojistik Park’ı tartışıyorsunuz.

KOBİ OSB’yi tartışıyorsunuz.

Bunların hepsi konuşulsun.

Ama sanayici kalmayacaksa neyi tartışıyoruz?

Biriniz TEKNOSAB’ı kurdunuz…

Biriniz üç OSB müjdesi verdi...

İçine yatırım yapacak sanayici kalmazsa ne olacak?

Lojistik Park’ı yaptınız.

Taşıyacak mal kalmazsa ne olacak?

Yeni sanayi alanları açtınız.

Ama tekstilci yatırımını Mısır’da planlıyor, konfeksiyoncu Fas’a bakıyor, sanayici Cezayir’i araştırıyorsa o arsaları kimin için hazırlıyorsunuz?

Mesele artık yalnızca yeni yatırım alanı yaratmak değil.

MEVCUT FABRİKAYI BURSA’DA TUTABİLMEK.

Bir de işin finansman tarafı var.

Merkez Bankası 10 Eylül’de politika faizini yüzde 37’de, gecelik borç verme faizini yüzde 40’ta tuttu. Merkez Bankası bu sıkı para politikasının dezenflasyon amacıyla sürdürüldüğünü ifade ediyor. Bunun diğer yüzünde ise reel sektörün yüksek finansman maliyetiyle karşı karşıya kalması var.

Sanayici yüksek faizden yakınıyor.

KOBİ krediye ulaşmakta zorlanıyor.

Yeni makine yatırımı erteleniyor.

İşletme sermayesi pahalılaşıyor.

İhracatçı bir yandan üretim maliyetleriyle, diğer yandan kur-maliyet dengesiyle mücadele ediyor.

Ve yüksek faiz yalnızca fabrika kapısında kalmıyor.

Sermaye piyasasını da etkiliyor.

Yüksek faizli TL araçları yatırımcının önünde güçlü bir alternatif oluşturduğunda, hisse senedi piyasasında uzun vadeli yatırım iştahı zayıflayabiliyor.

Bunun sonucunda bazı hisselerde piyasa sığlaşıyor, oynaklık artıyor ve kısa vadeli spekülatif hareketlerin etkisi daha görünür hale gelebiliyor.

Burada “borsa tamamen çöktü” demek doğru olmaz.

Ama şu soruyu sormak gerekiyor:

Sanayici yüksek faizden yatırım yapamıyor, şirket finansmana erişemiyor, yatırımcı da yüksek faiz nedeniyle uzun vadeli hisse yatırımından uzaklaşıyorsa bu ülkenin üretim sermayesi nasıl büyüyecek?

Borsa sanayicinin rakibi değildir.

Doğru çalışan bir sermaye piyasası sanayicinin finansman kaynaklarından biridir.

Şirket büyür.

Yatırımcı ortak olur.

Fabrika yeni makinesini alır.

İstihdam yaratılır.

Üretim artar.

Ama sermaye üretime değil sadece faize yöneliyorsa burada da düşünmemiz gereken ciddi bir problem vardır.

Bir başka mesele de Serbest Ticaret Anlaşmaları.

Türkiye’nin mevcut STA’larının sektör sektör yeniden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Türk üreticisinin rekabetini olumsuz etkileyen hükümler varsa yeniden müzakere edilmeli.

Gerekirse verilen tavizler tekrar masaya yatırılmalı.

Çünkü kendi sanayicimiz burada ağır finansman, enerji, işçilik ve üretim maliyetleriyle mücadele ederken ithalat politikasının yerli üretici üzerindeki etkisini de konuşmak zorundayız.

Güney Kore, Çin malları mahremimize giriyor ama biz 1,5 milyarlık pazara birer zeytin bile satamıyoruz.

Böyle anlaşma olmaz

Ama bütün bunlar Ankara’ya bırakılıp BTSO’nun kenara çekileceği meseleler değildir.

Bir oda ne için vardır?

Üyesinin sesi olmak için.

Sorunu Ankara’ya taşımak için.

Bakanlıkların kapısını çalmak için.

Bankalarla masaya oturmak için.

Finansman modelleri geliştirmek için.

Sanayicinin sorunlarını rakamlarla ortaya koymak için.

Sanayicinin yalnız olmadığını göstermek için.

İbrahim Burkay seçim çalışmaları kapsamında son günlerde Bursa’daki organize sanayi bölgelerinde sanayicilerle bir araya geliyor; örneğin 14 Eylül’de Kayapa OSB’de üreticilerle buluşarak sanayi altyapısı ve yeni yatırımlara ilişkin hedeflerini anlattı. Özer Matlı da seçim çalışmaları kapsamında Kestel, Uludağ ve Barakfakih OSB’lerinde sanayicilerle görüşerek üretim ve iş dünyasının sorunlarını dinledi.

Ve bugün çok anlamlı iki buluşma daha var.

İbrahim Burkay Türkiye’nin ilk organize sanayi bölgesinde sanayicilerin karşısına çıkacak.

Özer Matlı ise Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayicilerle buluşacak.

İşte buradan Bursa’nın iki değerli başkan adayına açıkça sesleniyorum:

SANAYİCİ SİZDEN ARTIK ELEŞTİRİ DEĞİL, ÇÖZÜM BEKLİYOR.

Rakibinizin neyi yanlış yaptığını anlatmak kolay.

Ne yapılması gerektiğini söylemek de kolay.

Ama sanayicinin artık vaade tahammülü kalmadı.

Fabrikasında sipariş yoksa…

Makinesi boşsa…

Vardiyası düşmüşse…

Kredi faizi belini kırıyorsa…

Konfeksiyoncu kepenk indiriyorsa…

Boyahane kapanıyorsa…

Dokumacı tezgâhını susturuyorsa…

O adama seçim nutku atazmazsınız

Bugün o salonlara gittiğinizde sanayiciye şunu anlatın:

Faiz konusunda ne yapacaksınız?

Finansmana erişim konusunda ne yapacaksınız?

Tekstil ve konfeksiyon için acil eylem planınız ne?

Makine üreticisi için ne yapacaksınız?

İnşaat ve yapı sektörüne ne sunacaksınız?

İhracatçının kur-maliyet sorununu Ankara’ya nasıl taşıyacaksınız?

STA’ların hangi hükümlerinin yeniden ele alınmasını isteyeceksiniz?

Bursa’dan Mısır’a, Fas’a, Cezayir’e yönelen yatırımın burada kalması için ne yapacaksınız?

Bunları anlatın.

UYGULANABİLİR ÇÖZÜMLERLE

Sanayici artık “yapacağız, edeceğiz” duymak istemiyor.

Nasıl yapacaksınız?

Ne zaman yapacaksınız?

Kimle yapacaksınız?

Sonucu ne olacak?

Bunları bilmek istiyor.

Çünkü başkanlık seçimi kazanılır.

Tebrikler kabul edilir.

Makam odasına oturulur.

Ama siz o koltuğa oturana kadar birkaç fabrika daha kapanmışsa…

Birkaç yüz insan daha işsiz kalmışsa…

Bir yatırım daha Mısır’a gitmişse…

Bir makineci daha üretimi kısmışsa…

O seçimi kimin kazandığının sanayici açısından ne önemi kalır?

Bugünün asıl sorusu:

Burkay mı, Matlı mı?

Değil.

Asıl soru şu:

BURSA SANAYİSİNİ NASIL AYAKTA TUTACAKSINIZ?

Sanayici sizden başkanlık vaadi değil;

Üretebileceği, yatırım yapabileceği, ihracat yapabileceği, çalışanını işten çıkarmadan ayakta kalabileceği bir gelecek istiyor.

Çünkü böyle giderse yarın…

Oda olur.

Bina olur.

Makam olur.

Başkan olur.

Ama temsil edecek sanayici kalmaz.

Ve diyorum ki

OLMAYAN SANAYİNİN ODA BAŞKANI OLSANIZ NE YAZAR..

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.