SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

YOK BABA YOK! DÖNENE MERHABA YOK!

Yazının Giriş Tarihi: 07.06.2026 11:39
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.06.2026 11:48

Merhaba erenler, canlar, kalemime yoldaş olanlar...

Bugünkü veya bu ayki yazıma böyle bir giriş yapmak istedim.

Yine binbir meşgalenin, işin gücün, yoğunluğun ve bilmem kaç bahanenin içinden sıyrılıp yazmak ve soluklanmak için bir fırsat buldum, hamdolsun.

Bu sefer neye yorgun olduğumu bilmeden yazdığım şu vakitlerde, siz okuyanlar beğenir mi diye kaygı gütmeden giriştiğim bu yazma serüveninde sizlere bir Bektaşi dervişinin hikâyesini anlatacağım. Belki içinizde bilenler, duyanlar, okuyanlar vardır; onlara da tekrar hatırlatmış oluruz.

Günlerden bir gün, zamanlardan bir zaman...

Çağlar hangi çağdı bilinmez; baba eren aşka gelmiş, her şeye merhaba demeden edemez olmuş.

Bir ağaç görse...

— Ağaç baba, merhaba!

Bir deve görse:

— Deve baba, merhaba!

Sizin anlayacağınız; dağa, taşa merhaba deyip dolaşıyormuş.

Aşk ile sarhoş, muhabbet başını döndürmüş; öylece geziyormuş.

Derken yolu bir gün değirmene düşmüş. Bakmış ki taş dönüyor.

Aynı muhabbetle değirmen taşına yaklaşmış:

— Taş baba, merhaba!

Demiş...

Ama demesiyle eteğini de kaptırmış.

Baba eren güç bela eteğini kurtarmış ve biraz geriye çekilip değirmen taşına bakmış.

Bir süre seyrettikten sonra:

— Yok baba, yok! Bundan sonra dönene merhaba yok!

Demiş.

Baba eren eteğini kaptırmış; bir etek, bir telaş ile dönene merhaba yok demiş.

Peki ya biz?

Bizim dönene selamı sabahı kesmek için daha neyimizi kaptırmamız gerekiyor?

Pekâlâ, dönmek kötü müdür?

Elbet değildir.

Dönen semadır, dönen mevsimdir, dönen değirmendir.

Mesele dönmekte değil, neyin etrafında döndüğündedir.

Kimi Hak etrafında döner, kimi menfaat etrafında...

Kimi bir kelâmın, kimi bir lokmanın peşinde ömrünü tüketir.

Birinin dönüşü ibadet olur, ötekinin dönüşü zillet...

Bugün öyle bir zamandayız ki insanlar fikrini değil, yönünü değiştiriyor. İnancını değil, menfaatini büyütüyor.

Dün sövdüğüne bugün methiyeler düzüyor, bugün yere göğe sığdıramadığını yarın inkâr ediyor.

Rüzgâr nereden eserse yüzünü oraya çevirenlerin çoğaldığı bu devirde, eğriyi eğri, doğruyu doğru bilmek bile başlı başına bir direniş sayılıyor.

İçinde bulunduğumuz dünya bilmem kaç kilometre hızla dönerken; merhabamız, selamımız, hayallerimiz hep bu dönen dünya için değil mi?

Hadi dünya, Hazret-i Allah'ın "dön" emriyle dönüyor.

Peki siz, size Hazret-i Allah'ın emrettiği üzere neden dosdoğru olamıyorsunuz?

Her düzenin, her devranın sözde adamı olmaktan ar edip utanmıyor musunuz?

Biz kimseye düşman değiliz.

Ne var ki eğriliğe dost olacak kadar da gönlümüz geniş değildir.

Bir kapının eşiğinde kul olmak için yaratılmadık.

Bir sofranın kırıntısına haysiyet satmak için de gelmedik bu âleme.

Nasibimiz neyse onu yer, kaderimiz neyse onu yaşarız.

Lakin dönen devranın adamı olmak yerine, dosdoğru yolun yolcusu olmayı tercih ederiz.

Allah'a hamdolsun, biz dönenlerden olmayacağız.

Sizin her şeyinizi feda etmeyi göze aldığınız bu dünyayı teklemek için paçalarımızı sıvadık.

Kalkan toz, üzerinde çamur olana yapışır.

Hamden lillah, bizim pür ü pak olduğumuzdan şüphemiz yoktur.

Evet, delirmedik!

Ama bu, aklımızın yerinde olduğu anlamına da gelmiyor.

Ahlaksız müdahinlerin, namussuz maskaraların, haysiyetsiz dalkavukların bir ur gibi sökülüp atıldığı bir sabaha uyanmak ümidi, duası ve gayretiyle...

Vesselam.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.