SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Yazının Giriş Tarihi: 30.05.2026 16:43
Yazının Güncellenme Tarihi: 30.05.2026 16:47

Dinimizce farz kılınan kurban ibadetinin yalnızca hayvan kesmek olarak algılanmasına neden olan düşünce biçimi; böylesine derin sosyal, ahlâkî ve toplumsal mesajlar taşıyan bir ibadetin içinin boşaltılmasına, anlamının daraltılmasına ve zamanla sıradan bir ritüele dönüşmesine yol açmaktadır.

Oysa kurbanı hakkıyla anlayabilmek için; zihinlerimize yerleşmiş olan koç, koyun, dana, kesmek, kan akıtmak gibi çağrışımların ötesine geçip, bildiklerimizi yeniden gözden geçirmek gerekir.

Çünkü kurban kelime anlamı itibarıyla yaklaşmak, yani Allah’a yakınlaşmak demektir.

Allah’a yaklaşmak ise yalnızca şekilsel bir ibadetle değil; O’nun dışındaki bütün sahte belirleyicileri reddedebilmekle, insanı hakikatten uzaklaştıran tutkularla yüzleşebilmekle mümkündür. Allah’a yaklaşmanın bir başka yolu da, Allah’ın yüzü olan yoksullara, mazlumlara, ihtiyaç sahiplerine yaklaşabilmektir.

Hiç kuşkusuz, İsmail’in İbrahim nazarındaki değerini bilmeden kurbanı anlamak mümkün değildir.

Hz. İbrahim’in önünde iki seçenek vardı:

Ya hayatının neşesi, varlığının anlamı olan oğlundan vazgeçmeyecekti…

Ya da Allah’ın emrine teslim olup en sevdiğini kurban etmeyi göze alacaktı.

Çünkü bu, sevilen şeylerin Allah’ın önüne geçirilip geçirilmediğinin sınavıydı.

Bu, hiç kuşkusuz apaçık imtihanın ta kendisiydi.
(Saffat Suresi, 106)

Bu kıssa; insanın olgunlaşmasının, dünyevî arzularından arınmasının, en değer verdiğinden vazgeçmeyi göze alarak Allah’a yönelmesinin hikâyesidir.
Aynı zamanda, Allah’ın emrine sorgusuz teslim olan İsmail’in hikâyesidir.

Kurban edilen koç ise; tarihin en büyük insanî trajedilerinden biri olan Hz. İbrahim ve Hz. İsmail kıssasının sonunda ortaya çıkan ilahî rahmetin sembolüdür.

Bu hikâye; kana susamış anlayışların değil, insanın bencilliğini aşmasının, nefsini terbiye etmesinin, hayvanî arzularından kurtulup hakikate yönelmesinin hikâyesidir.

O hâlde kurban apaçık bir semboldür.

Peki neyin sembolüdür?

İnsanın en büyük imtihanının…
En çok bağlandığı şeyle sınanışının…
Kendi İsmail'iyle yüzleşmesinin sembolüdür.

Çünkü bu trajik hikâyeye dikkatle baktığımızda görürüz ki; İsmail, sadece bir evlat değildir. İsmail; onsuz yaşayamam denilen her şeydir.

Makamımız mı?
Mevkimiz mi?
Malımız mı?
Mülkümüz mü?
Çocuklarımız mı?
Ailemiz mi?
Mesleğimiz mi?
Şöhretimiz mi?
Gençliğimiz, güzelliğimiz, hayatımız mı?

Hangisi?

Bu sorunun cevabını herkes ancak kendi vicdanında verebilir.

Ama şunu biliyoruz ki:

İbrahim’in İsmail’i kadar sevdiğimiz bir şey mutlaka vardır.

Uğruna her şeyden vazgeçebileceğimiz…

Diğer bütün sevgileri onun uğruna feda edebileceğimiz tek bir şey…

İşte bizim İsmail’imiz odur.

Eğer Allah’a yakın olmak istiyorsak, önce kendi İsmail’imizi bulmalı; sonra da onun yerine kurban kesebilmeliyiz.

Çünkü koç, ancak İsmail’in bedeli olduğunda kurbandır.

Sadece kurban kesmiş olmak için hayvan boğazlamak ise, ibadetin ruhundan uzak bir kasaplığa dönüşebilir.

Ümit ederiz ki bu bayram; ihtiyaç sahipleriyle kurduğumuz yakınlığın, paylaşmanın, merhametin ve kardeşliğin bütün bir yıla yayıldığı bir başlangıç olsun…

Garibi, fakiri, masumu, mağduru ve mazlumu sevindirebilenler; yaptıkları iyiliğin karşılığını katbekat bulsunlar…

Bütün sıkıntılara rağmen, bayramın gelişiyle birlikte kalplerimize yeniden şefkat güneşleri doğsun inşallah.

Empati, kardeşlik, umut, dostluk, birlik, huzur ve merhametin hayatımıza hâkim olması dileğiyle…

KURBAN BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.