SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kendin Gibi Olanı Sevmek Değil....

Yazının Giriş Tarihi: 04.06.2026 20:30
Yazının Güncellenme Tarihi: 04.06.2026 20:38

İnsanlık tarihi, aslında öteki ilan edilen insanların mezarlığıdır.

Dünya, farklı olanı anlamayı başardığında medeniyet üretmiş; farklı olanı yok etmeye kalktığında ise barbarlığa sürüklenmiştir.

Çünkü insan, kendisini mutlak hakikatin sahibi görmeye başladığı anda karşısındakini insan olmaktan çıkarma eğilimine girer.

Bütün felaketler de tam burada başlar.

Bir mezhep diğer mezhebi…
Bir millet başka bir milleti…
Bir ideoloji farklı bir düşünceyi…
Bir din başka bir inancı…
Bir ırk başka bir etnik kimliği…

Eksik, tehlikeli ya da düşman ilan etmeye başladığında artık vicdan geri çekilir.

Ve vicdan sustuğunda;
Kanunlar yetmez,
Bilim yetmez,
Teknoloji yetmez.

Medeniyet dediğimiz şey, yalnızca cilalanmış bir barbarlığa dönüşür.

Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.

Engizisyon mahkemelerinde insanlar yalnızca farklı düşündükleri için işkence gördüler.

Bilim insanları susturuldu, kadınlar cadı ilan edilerek yakıldı.

Holokost’ta milyonlarca Yahudi, sadece kimliklerinden dolayı yok edildi.

Bosna’da Srebrenitsa, Ruanda’da etnik nefret, Halepçe’de kimyasal ölüm, Arakan’da sürgün ve bugün dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan insani trajediler bize aynı gerçeği hatırlatmaktadır:

İnsan, karşısındakini insan olarak görmeyi bıraktığında kötülüğün sınırları ortadan kalkar.

Ne acıdır ki bazen dün zulme uğrayanlar, bugün zulmün faili olabilmektedir.

Çünkü zulmün dini, dili, mezhebi ya da milliyeti yoktur.

Zulüm, zalimin karakteridir.

Sosyoloji bize şunu söyler:
Kimliklerin kutsallaştırıldığı, insanın değersizleştirildiği toplumlarda çatışma kaçınılmazdır.

Hannah Arendt’in ifade ettiği gibi kötülük çoğu zaman canavarlardan değil, düşünmeyi bırakan sıradan insanlardan doğar.

Zygmunt Bauman’ın hatırlattığı gibi ise medeniyet ilerledikçe insanlık kendiliğinden ahlaklı hâle gelmez.

Nitekim bugün teknoloji çağında yaşıyoruz ama hâlâ insanlar;

Mezhebinden dolayı dışlanıyor,
Ten renginden dolayı aşağılanıyor,
Siyasi görüşünden dolayı düşman görülüyor,
Diliyle, kıyafetiyle, kimliğiyle yargılanıyor.

İnsanlık aya gitmeyi başardı ama birbirinin kalbine inmeyi hâlâ tam anlamıyla başaramadı.

Belki de bunun nedeni, modern insanın giderek daha fazla yalnızlaşmasıdır.

Albert Camus’nün Yabancı romanındaki Meursault karakteri tam da bu yalnızlığı temsil eder.

O, toplumun beklediği duyguları göstermeyen, alışılmış kalıplara sığmayan, mış gibi yaşamayı reddeden bir insandır.

Annesinin ölümünde ağlamadığı için yargılanır, aşkı büyük sözlerle anlatmadığı için anlaşılmaz bulunur.

Oysa Camus’ye göre onun asıl suçu yalan söylememesidir.

Meursault, hayatın kesin bir anlamı olmadığı gerçeğiyle yüzleşmiştir. Fakat buna rağmen yaşamayı sürdürür. Çünkü insanın onuru, anlamsızlığa rağmen hayatı savunabilmesindedir.

Belki de çağımızın en büyük yorgunluğu budur:

İnsanların hissetmediği duyguları hissediyormuş gibi yapmak zorunda kalmaları…

Kalabalıkların alkışladığı maskeler çoğaldıkça, sahici insanlar yalnızlaşmaktadır.

Fakat tam da burada Camus’nün bize bıraktığı başka bir çağrı yükselir:

Mutluluk, hiçbir şey beklemeden dünyayı ve insanları sevmektir.”

Ölümle son bulacağını bildiğimiz bir hayatın içinde, anlamı yaratan şey sahip olduklarımız değil; birbirimizin hayatına dokunabilme gücümüzdür.

Bu yüzden bugün;

Bir yabancının yüzüne tebessüm etmeyi,
Sessizce acı çeken birine el uzatmayı,
İsmini bilmediğimiz insanlar için bile iyilik dilemeyi küçümsemeyelim.

Çünkü gerçek mutluluk bazen büyük zaferlerde değil; başka bir insanın yükünü biraz olsun hafifletebilmektedir.

Ve belki de gerçek erdem;

Kendin gibi olanı sevmek değil,
Kendine benzemeyene de adalet gösterebilmektir.

Bir gün hepimiz bu dünyadan ayrılacağız.

Geride bıraktığımız şey ise ne servetimiz olacak ne makamlarımız ne de güç gösterilerimiz…

İnsanların hafızasında yaşayacak olan;
Ne kadar güçlü olduğumuz değil,
Ne kadar insan kalabildiğimiz olacaktır.

Vicdanını kimliklerden üstün tutabilen,
Farklılıkları tehdit değil zenginlik olarak görebilen,
Kalbini nefrete değil merhamete açılabilen güzel insanlara selam olsun...

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.